21 Mart 2010 Pazar



TÜMLEŞİK SABİT DEĞER VE BÖLÜNÜR ARTAR DEĞER


Çok fazla zenginlik haram yemeden, soygunculuk, yolsuzluk yapmadan gerçekleşemez; mutlaka devleti veya halkı soyarak zenginlik elde edilir düşüncesi ekonomik değer yaratma kavramlarını bilmeyenler arasında yaygındır. Bu yanlış düşüncenin en kötü gelişmesi ise bu anlayışın bir kural olarak benimsenerek toplumda soygunculuğu, yolsuzluğu destekleyip kışkırtıyor olmasıdır. Bu anlayış ve hatta ekonomik- siyasal düşünüş biçimi, genel ahlak ve toplum düzeni ilkelerine aykırıdır; toplumu kargaşa ve çatışmaya sürükler. Üretici güçlerin verimli olarak organizasyonu için kişilerin örgenleyici(organizatör) olarak girişimcilik yeteneklerinin ortaya çıkması ise ayrı bir toplumsal eğitim alanıdır.( Gogol’un Ölü Canlar romanında anlatılan verimsiz, durağan, işe yaramaz, çökmekte olan üretici güçleri organize eden toplumsal kesim toplumun yenilemesi gerektiği bir yapıdır) Bu alanda gerekli anamal-anapara birikimi de girişimcilik yeteneklerinin değer yaratma çalışmaları ile gerçekleşir.

Karmaşık gibi görünen çağdaş ekonominin öğeleri, ilişkileri gerçekte; basit ilk ekonomik ilişkilerin kendini gösterdiği takas ekonomik yaşamının ilişki ve ilkelerine dayanır. Çağdaş ekonomide bu ilişkiler ve öğeler sayısal olarak binlerce kez bölünerek çoğalmış genişlemiş yer ve zaman olarak sınırları artmıştır. Ancak ekonomik yaşamın ilkeleri takasla sağlanan ekonomik yaşamın ilkelerine dayanır.

Gün ışımaya başlayınca yaşamak için ava çıkılır. Çağdaş ekonomide de yaşamak için genel olarak gün ışıyınca ava çıkılır yani fabrikada tezgah başında, bürosunda masasının başında, okulda dershanesinde, tarlada işinin başında…vb avlanmadadır.

Her bireyin avlanmaya çıkma biçimi ve yeri aynı değildir. Zamanla inde çocuklara bakmak ve yemekleri hazırlamak avlanma gibi eşdeğer iş olacaktır. Avlanamayacak yaşta olan yaşlıların avlanmaya eşdeğer iş alanları da başkalaşacaktır.

Avlanan ve toplanan ürünlerin aynı olmaması karşılıklı değişimin yararlarını gösterecektir. Gereksinmelerin değişik biçimlerde karşılanır oluşu takas olunan ürünlerin çeşitliliğini getirecek, artan ürün gereksinme ve avlanma işleri (zanaat ve sanatlar birlikte) işbölümlerini ortaya çıkaracak ve geliştirecektir. Çağdaş ekonomide avlanma biçim ve türlerinin sayısı on binlerle anlatılabilir.

Takas yaparak yaşamını herkes sürdürmeye çalışırken herkesin amacı ürünün daha çok takas edilebilir olmasını sağlamak, tüm tüketiciler tarafından aranır olmasını sağlayarak bütün diğer ürünlerin üstünde fazlası ile ürün karşılığı takas edilebilir olmasını gerçekleştirmektir.

Birçok ürün birebir takas edilebilir değerdedir. Ancak bazı ürünler bölünerek sayısı arttırılabilir ve herkesle takas edilebilir duruma gelince bu ürünün üreticileri takas ile sağlanan ürün zenginliğine sahip olurlar.

Genellikle kendi gereksinmeleri dışında fazla değer üretmeyenler ve özellikle belirli sabit değer üretenler ( özellikle hizmet sektöründe çalışan değere-üretim işlevine sahip olanlar) kendi yaşamlarını sürdürecek ürünlerle yetinmek zorunda kalırlar. Bu ürünün değeri “ tümleşik sabit bir değerdir”. Takas olunan ürün birebir ve tektir. Ancak Bölünerek sürekli sayısı artarak birçok takas edici bireye hitap eden bir ürünün değeri de on binlere hatta çağdaş ekonomide milyonlara bölünerek artar. Bir terzinin onlarca elbise dikerek onbinlere ürünün satması, bir fabrikatörün sahibi olarak ürünü onbinlerce üreterek yüz binlerce kişiye satması, bir şarkıcının milyonlarca plakla ürünün milyonlara bölünmesi. Bu işlevdeki değer yaratma tek, durağan olmadığından “bölünür artar değer” olarak kavramlaştırabiliriz.

Toplumda zenginliğin ve eşitsizliğin kaynağı “bölünür artan değerin” varlığından kaynaklanır. Bu ayrımlılık bireylerin kendi onamaları ve istekleri ile ortaya çıkarken bu değere sahip olmayı da getirdiği zenginlik ile özendirmiş, kışkırtmış ve gelişmenin belki de tek veya en önemli nedeni yapmıştır. Bu, “bölünür artar değere” sahip olmayan toplumlar gelişmelerini sürdüremezler. Çağdaş ekonomilerin geldiği son bilinç noktası da budur.

Ulusların aralarındaki zenginlik ve yoksulluk da bölünür artar değere ne kadar sahip olduklarına bağlıdır. Bunun dışında kalan zenginlikler yapay ve geçicidir.

Önemsiz görünen veya temel gereksinim olmayan değerler bile insan haz, heves, istek, hoşnutluk..vb psikolojik gereksinmelerle bölünür artan değer olmakta ve zenginliği, birikimi yaratmaktadır. Bu olguların önemsenmemesi insan yaşamının renkli yönlerini karartır, yaşamı zorlaştırır.

Ancak bölünür artan değerin bu gücü toplumda eşitsizliği arttırarak bireyler arasında yaşam biçimi olarak uçurumlar oluşturabileceğinden toplumları kargaşaya sürüklediğini unutmamak gerekir. Bölünür Artar Değerin yarattığı zenginliğin dengeli biçimde “Tümleşik Sabit Değer” üreten güçler arasında dağılımını da sağlamalıdır. Bölünür artan değeri bilinç üstünde tutarak gelişmenin itici gücü olarak kullanmak gerekir.

Anamalın-ana paranın, yani üretimde kullanılan araçların birikiminin kaynağını “Bölünür Artar Değerin” toplumlarda artmasında ve zenginlik yaratma işlevlerinde aramak gerekir; devleti, kurumları, kişileri soyarak, düzenbazlık, yolsuzluk yaparak değer yaratılamaz ve üretici güçlerin organizasyonu sağlanamaz.


İsmail İNCİ, BALIKESİR 21/03/2010
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com
www.iinci.blogspot.com

Hiç yorum yok: