11 Mart 2010 Perşembe

YAŞAMIN ANLAMI, NEDENİ VE AMAÇLARI



YAŞAMIN ANLAMI NEDENİ VE AMACI

Jack London, ‘ Beyaz Diş’ adlı romanında, yavru kurdun yaşamın anlamını ve amacını öğrenme sürecini anlatırken, insan yaşam anlam ve amacını, bu tema içindeki insan psikolojisini anlatır. “ Eğer yavru, insanlar gibi düşünseydi, hayatın tükenmek bilmeyen bir yemek isteği, dünyayı ise içinde yiyecek yığınlarının sıralandığı bir yer olarak özetlerdi. Bu öyle bir kanundur ki; kovalayarak avlayarak, avlanarak, yiyerek, yenerek,körlük, karışıklık içinde şiddet kullanarak, düzensiz bir halde şansın, acımasız, plansız ve sürekli bir şekilde hükmettiği bir oburluk ve katliam kargaşalığıdır. Fakat yavru insanlar gibi düşünmedi...Et kanunun yanında öğrenmesi ve uyması gereken büyük , küçük başka kanunlar da vardı…İçindeki canlılık, kaslarının hareketi, bilinmeyen bir mutluluktu. Et peşinde koşmak, heyecan ve sevinçle karşılaşmak demekti. Öfke ve mücadeleleri zevk doluydu. Öfke ve bilinmeyenin sırrı, yaşamaya devam etmesine sebep oluyordu. Rahat ve mutluluk veren şeyler de vardı. Karnı tok olmak, güneşte tembel tembel uyuklamak, bunlar onun çalışma ve çabalarının tam karşılıydı…Yaşamanın anlamıydı bunlar…Yaşamak amacını ortaya koyduğu zaman güzeldi.” (s.36-37)

İnsan doğuşu ile başlayan gelişmesi sürecinde yaşamın amacını, yaşamını sürdürmesi için süreksiz bir çalışma temposu olarak görür. Anlamı ve nedeni konusunda düşünmez. Yaşamının sonlarına yaklaşırken geçmişte kalan yaşamını düşünerek yaşamın anlamını ve nedenini, yaşam deneyiminden gelen bilgi birikimi ile anlamaya çalışır, ancak geçen zamanı geri getirmek olanaksızdır.

Aslında, yaşamına düşünerek yön veren insan yaşamı salt yiyecek olarak görmez. Yaşamı salt yiyecek olarak görerek yiyecek bulmak, karnını doyurmak ve bu amaç içinde karnı doyunca dinlenmek, bu süreci yaşamın tek yasası olarak görmek hayvanlara özgüdür. Karnını doyurma ile sorunu daha az olan insan için gerçek yasa, yavru kurdun gördüğü ikincil yasalardır: Bilinmeyenlerin sırlarına erişmek, merak etmek, öğrenmek; gereksinimlerini karşılamak için mücadele etmek, başarmak, başarısı sonucu haz duymak…Bunların dışında hayvanlarla ortak olan amaç ve yaşama bağlayan nedenler de var: Yemekten zevk almak, yiyecek peşinde koşarken heyecan ve zevk almak.

İnsanın hayvanlardan ayrılan, yaşamdan zevk alma, yaşama bağlanma ve yaşama nedenlerinden biri olarak kendisine yapay zevkler oluşturmalarını görürüz. Yarışlar düzenleyerek rakiplerin mücadele etmelerini görmek, bu mücadelelerde taraf tutarak mücadele etme ve kazanma zevkini tatmak, insana özgü yaşama bağlılık etkenlerindendir. Ancak insana yakışan, yaşama anlam ve neden veren tek yasa öğrenme, merak etme, bilme, kavrama olması gerekir. Diğer nedenler hayvansı ve insan mutluluğunu ve düzenini bozucu etkinliklerdir. Yapay mücadelelerle zevk almak, doğru bir uslamlama ve mantık değildir.

Yaşama anlam veren ve neden olan etkinlikler birincil olan gereksinmelerin karşılanması sonucu haz olmakla birlikte, ulaşılması gereken üst varlık ve olgusal durumlara ulaşmak isteği, kısaca amaçlar da yaşamın anlam ve nedenini oluştururlar. İbn Rüşt’e göre insanın amaçları kategorilerine göre değişir. İnsanın amacı, doğal olarak, toplumsal bir varlık olduğundan, bu amaç toplumun da amacıdır, toplum içinde gerçekleştirile bilinir. Tek tek bireylerin amacı, bütünün parçasıyla ilintilerinde bağımlılık nedeniyle olduğu gibi, tektir. Bir tek insan türü olduğuna göre, bu türün amacı, insansal nitelikleri yetkinliğe ulaştırmaktır. Ancak bunu gerçekleştirmede, bütün parçalarının tümü aynı düzeyde yetkinliğe ulaşamaz. Yetkinliklerin tümü veya bazıları bazı bireyler içindir. İşte bu nedenle yönetilen ve yönetici sınıflar vardır.

İnsansal amaç olarak, insan ve toplumun yetkinleşmesi, kimilerine göre varlığı koruyup kollamaktır. Zorunlu, yönelen bu amaç ile yetinmelidir. Bazılarına göre ise, bu varolma zorunluluğu dışında başka bir amaç, şeref sahibi olma, haz alma, diğer insanları yönetip üstün gelme, zenginlik, saygınlık kazanma..vb.dir.

Dinsel yasalara göre ise, insani amaç: Allah’ın istediği şeyleri yerine getirmektir. Bu da ikiye ayrılır: a) Allahı tanımak, b) güzel ahlaka yönelmek. Bu da bizi iyi ve kötüye götürür; amaca götüren her şey iyi, engeller ise kötüdür. İnsani amaç dinsel yasaları yerine getirmektir. Yasaların iyi dediğini yapmak, kötü dediğini yapmamaktır. İyi ve kötü Allah’tandır.

Filozoflara gelince, onların insani amacın ne olduğu düşüncelerini incelerken, doğal bilimlerden elde ettiğimiz bilgileri toplum bilimine uygulayarak, gerçek düzleminde araştırmamız gerekir. Amaçsal neden, bedenin yetkinleşmesi ile ilgilidir ve bunu doğa bilimi inceler.

Doğa bilimi insanın ruh ve bedenden oluştuğunu ortaya koyar. Bedeni biçimlendiren ruhtan gelen etki ve edilginliklerdir. Böyle olunca insanın yetkinliğinin ve amacının kaynağı ruhtan gelen etkilerdir. Bu etkiler de biçimlerden çıkar. Biçimler de ruhtan değil, beslenme yetisinden ileri gelir. Bitki ve hayvanlarla insanlar arasındaki ruh ayırımı, beslenme, üreme nefsi(ruhu) dışında insanda zihinde canlandırma ve algılama yetisinin bulunmasıdır. İnsan (doğa bilimi, fizik) bakımından apaçıktır ki diğer canlılardan farklı olarak kavrama(akıl etme) yetisine sahiptir. Bu da pratik akıl ve teorik akıl olarak ikiye ayrılır. İnsanın amacı, kendinden çıkan bu ussal fiillerin son derece iyi ve erdemli olmasına bağlıdır. Dolayısıyla mutluluk, akıl yetisinin erdemli edimi olarak tanımlanmıştır. Bu sonuç bizi bilgiyi sevmeye, amaç edinmeye götürür. Bütün ünlü antik çağ filozoflarının amaçları gibi.

İster dinsel olsun, ister iyinin gerçekleştirilmesi olsun amaçların yaşamın anlam ve nedenini oluşturan açlığın doyurulması ve güvensiz, belirsiz doğanın güvenli duruma getirilmesi savaş ve kavgasında odaklanmakta olduğunu görürüz.

Daha iyi bir dünya ve insanlık durumunun gerçekleşmesi olanaklıdır. Kabalistler ve benzer öğreti ve açık gizli örgütlerin düşündüğü gibi, insanlığın bir kısmının yok olmasını beklemek ve amaçlamak da saçma düşüncelerdir. Bu insanlık durumunu gerçekleştirecek gerekli ‘sistemi’ ve ‘yöntem’ araştırıp ortaya koymak amaçlanmalıdır.

İsmail İNCİ bgi.inci@mynet.com

10/Mart/2010 bgi.inci@hotmail.com

www.iinci.blogspot.com




Hiç yorum yok: