23 Nisan 2010 Cuma

KENDİ KENDİNE YETERLİ EKONOMİK SİSTEMLER VE BAĞIMLI EKONOMİK SİSTEMLER



Gereksinmeleri için mal veya hizmet türünde ürün dışalımında bulunmayan, ticari ilişki kurma zorunluluğunda kalmayan ekonomiler, “kendi kendilerine yeterli ekonomik güce” sahip olan ülkelerin ekonomik sistemleridir. Bu ekonomik sistemlerin nitelikleri, yetişmiş insan gücü, hammadde kaynakları, üretim için ara malları ve tarımsal ürünlerde kendi gereksinmelerini karşılayacak güçte olmalarıdır. Ayrıca yeterli ölçüde bilgi ve teknolojiye, yeterince genişlikte toprağa sahiptirler. Kendi kendine yeter ekonomik sisteme sahip ülkeler gereksinmelerini, ekonomik yaşamın ulaşmış olduğu son aşamasında karşılayabilecek güçte bulunurlar.

Dünyada tam olarak kendine yeterli ekonomik sisteme sahip ülkeler ABD, Avrupa Birliği, Rusya Federasyonu, gibi birleşik ekonomiye sahip birkaç endüstrileşmiş ülke dışında bulunmamaktadır. Bu örnekteki ülke ekonomileri bir ekonomik krizde sahip oldukları nitelikleri iyi organize ederek kendi kendilerinde yeterli olabilirler. Diğer ülkelerle, “Ticari İlişkilere” bağlı üretim planlaması veya denetimsiz-plansız üretim yapmayabilirler; üretim fazlalığı nedeniyle ticari ilişki kendi kendine yeterli ekonomilerde zorunlu değildir. Diğer tüm ülkeler gerek insan gücü, gerek tarım ürünleri, gerekse enerji kaynakları yönünden birbirlerine bağımlı olarak varlıklarını sürdürme zorunluluğundadır.

Kendi kendine yeterli ekonomik sistemlere sahip ülkeler, kendi kendilerine yetersiz veya yeterli olan diğer ülkelerle, daha güçlü bir ekonomiye sahip olmak için(daha çok zenginleşmek için) ticari ilişkilerde bulunurlar. Bu ticari ilişkilerin varlığıyla oluşan ekonomi, iyi organize edilemeyen üretim güçleri, planlamadan ve öngörmeden yapılan üretim ile kendi kendine yeterli ekonomileri de, diğer ülke ekonomilerine bağımlı, sonuçta yetersiz ekonomiler durumuna getirir: üretim fazlalığı ticari ilişkileri zorunlu durumuna getirir.

Bağımlı ekonomik sistemlere sahip ülkelerin tümü, birbirleriyle ve bağımsız ekonomik sistemlere sahip ülkelerle zorunlu ticari ilişkilerde bulunurlar. Zorunlu gereksinmeleri karşılayabilmek, gelişerek refah içinde yaşayabilmek için ticari ilişkilerin varlığı ve bu ilişkilerin geliştirilerek zenginleştirilmesi gerekir. Ulusal ekonomilerini bu ilişkilerle geliştirip korumak zorundadırlar. Birbirlerine ve bağımsız ekonomilere bağımlı olan bu ekonomiler bu bağımlı ilişkilerini sürdürürken her biri kendi ulusal ekonomilerini, “bağımsız ekonomik sistemlere” sahip olma yönünde geliştirme amacı güder. Bireyler gibi toplumlar da kendi kendine yeterli, bağımsız, güvenceli yaşamak isterler.

Kendi kendilerine yeterli olmayan ekonomik sistemlerin, ekonomik gereksinmelerini karşılayabilmeleri için, “Uzmanlık Ekonomilerine” yönelmeleri gerekebilir. Ekonominin iye olduğu öğelere bağlı olarak bir veya birden fazla Uzmanlık ekonomilerine sahip olmaları ussal çözüm yoludur. (Finlandiya’nın mobil telefon alanında Nokıa modeli ile uzmanlaşması, İrlanda ekonomisinin bilgisayar yazılımı üretiminde uzmanlaşması bu ekonomilerin bilinene örnekleridir.)

Kendi kendine yeterli ekonomik yapıya yakın olmak veya, ağırlıklı alanlarda üretim ekonomilerine sahip olarak bağımlılığın ve ekonomik zayıflığın azaltılması çabası da ussal ekonomik çabalardır. Ağırlığı olan ekonomik sektörlerde uzmanlaşmak veya kendi kendine yeterli olmak, uzmanlaşma gerektiren ekonomik etkinliklerde bulunmayı gerektirir. Sonuçta tüm ülkeler, aralarında ekonomik-ticari ilişkileri zenginleştirmek zorundadırlar.

Bağımlılığı ve ekonomik zaafları azaltmak için uzmanlık ekonomisine sahip olma, doğal olarak salt, doğal kaynakları ortaya koyarak satmak yönünde olmayacaktır. Uzmanlaşma endüstri alanlarının birinde, insan kaynaklarının gücünde , tarımsal ürünlerde olabilir. Uzmanlaşılan ekonomik alanın ticari ilişkileri ile elde edilen sabit ve devingen anamal birikimi ile de diğer ekonomik gereksinmeler karşılanır; finans kaynakları oluşturularak diğer sektörlerde kendi kendine yeterli olacak üretim yatırımları yapılır. Kendi kendine yeterli ekonomik sistemler durumuna gelinmeye çalışılır. Burada üzerinde durulması gereken, uzmanlık alanlarının ekonomik koşullarla uyumlu olması ve öncelikli alanlara yönelmedir.

Yabancı sermaye ile tüm alanlarda kalkınmak düşüncesi, hem bu sermayenin gücüne bağımlılık yaratır, hem de çok güçtür. Yabancı sermaye ile ortaklıklar biçiminde yapılacak yabancı anamal girişi ile kalkınma, ulusal ekonomik amaçlar ve ilkelerle daha uyumludur. Bu ortaklıklar için gerekli anamal ve finans kaynakları da, uzmanlık ekonomilerinin gelirleri ile elde edilebilinir.

Tüm ülkelerin bağımsız birer ekonomi olmak istekleri ve çabalarına karşın, ekonomik gerçekler göstermektedir ki ulusların yüzde doksanı birbirine bağımlı olmak zorunluluğundadır ve birbirleriyle ekonomik ilişkilerden kesinlikle vazgeçemeyecek yapıdadır. Bağımsız ulusal ekonomilere sahip olmak, kendi kendine yeterli ekonomik güce sahip olan ülkeler için de olmak üzere tüm ülkeler için olanaksız olarak görünmektedir. Bu ekonomik zorunluluk nedeniyle, katı ulusalcı ve soyutlayıcı ekonomik kararlar, planlar yerine ülkeler arası işbirliğine dayanan ekonomik kararlar ve planlamalar yapmak (küresel ekonomik kararlar almak), ekonomik ilişkileri geliştirmek, insan varlığının çevreyle olan uyum ve dengesinin korunması açısından ortak kararların alınması gerekliliğiyle birlikte kendini göstermektedir. 2007 yılında başlayan son dünya ekonomik krizinden tüm ülkelerin etkilenmiş olmasıyla bu gerçekliği gözlemledik.




23/04/2010, İsmail İNCİ
www.iinci.blogspot.com
bgi.inci@mynet.com.
Bgi.inci@hotmail.com