11 Temmuz 2010 Pazar

KÜRT SORUNU VE TERÖRÜNÜN OLASILIK DÜZEYİNDE DEĞİL NEDEN-SONUÇ, ZORUNSALLIK (BİLİMSEL) DÜZEYDE ELE ALINMASI ÇALIŞMASI

SİYASAL BİR OLGU OLARAK KÜRT TERÖRÜ VE KÜRT SORUNU





Yirmi beş yıldan fazla bir süredir süren Kürt terörü ve Kürt sorunu, bizim dışımızda, bize baskı uygulayan ve değiştiremeyeceğimiz, varlığı bağımsız, bitmeyecek sosyolojik bir olgu mudur, yoksa siyasal bir hareket olarak siyasal ve ekonomik yönleri olan bir olgu mudur?


Toplumsal fenomenler asla bütünü ile yok edilemez gerçeklerdir. “ Birey üzerinde dışarıdan bir baskı uygulama yetisine sahip veya bireysel tezahürlerinden bağımsız olarak kendisine ait bir varoluşa sahip olup toplumun bütününde yaygınlık kazanıp genelleşmiş, sabit veya değil her eyleyiş biçimi toplumsal olgudur”.(s.67), Emile DURKHEİM, Sosyolojik Yöntemin Kuralları.


Toplumsal olgu, bireye dışarıdan kendini kabul ettirmek için baskı uygular, ancak birey bu olguyu benimsemiş ise bu baskıyı hissetmeyebilir. Bu nitelik toplumsal olguların diğer bilimlerin özellikle de doğal bilimlerin olguları ile önemli ayırıcı özelliğidir. Bu bağlamda toplumsal olgularla mücadele ederek onları değiştirme yeteneğini birey ortaya koyabilir. Diğer bilimsel olgular da bu nitelik görünmez. Doğal bilimlere ilişkin yasalar ve ilkeler değiştirilemezler, onlara ancak uyum sağlanır. Toplumsal ilke ve yasalar ise insanın istencine bağlıdır, niteliklerinin bilincine ulaşılarak değiştirilebilirler. Bütünü ile toplumdan yok edilemezler ise de yok denilecek değin azaltılarak değiştirilebilirler. Suç olgusu örneğinde olduğu gibi.


“(insanın)…şeyler üzerindeki gerçek saltanatının ancak bu şeylerin kendilerine ait bir doğası olduğunu kabul ettiğinde ve şeylerin ne olduğunu bizzat kendilerinden öğrenmeye kalktığında kurulabileceğini göstermiştir.”(s.39), Emile DURKHEİM, sosyolojik Yöntemin Kuralları.


Toplumsal olguların özgüllüğü vardır ve kendi içinde araştırılıp açığa çıkarılması gerekir. Toplumsal olguların özgüllüğü içinde ele alınması önemli ise de bu olguların temel nedenleri diğer bilimsel disiplinlerin ilkeleri ile de açıklanması gerekebilir. Ekonomik ve psikolojik,tarihsel, siyasal ve hukuksal ağırlıklı toplumsal olgular, bu disiplinlerin toplum ile bağıntılı ilkeleri ile açıklanması doğru bilgiye götürür. Bu toplumbilimin kendine özgü ayırıcı özelliğinden ileri gelir. Burada toplumsal olgu gerçeği dışlanmamalı, ancak diğer insansal bilimlerin yasa, kuram ve ilkeleri içinde kalıyorsa, bu doğrultuda uygun yöntemlerle akıl yürüterek gerçeği araştırmak gerekir.


Kürt Terörü ve yarattığı Kürt Sorunu sonradan ortaya çıkan, yakın geçmişte bir başlangıcı olan ve başlangıcı olan her şeyin sonunun da olması kaçınılmaz olduğu için, sosyolojik bir olgu değildir. Ancak Kürt toplumunun varlığı sosyolojik bir olgu olarak ele alınabilir. Kürt terörü ve Kürt sorunu olgusu daha çok siyasal bir olgudur. Ekonomik ve eğitim yönleri de olan, sosyolojik varlığı yadsınamayan siyasal bir olgudur. Siyasal istençle de çözümlenecek bir olgudur. Kürt toplumu olgusu bütünü ile yok edilemez ise de, terörü ve yarattığı sorunları yok edilebilir.





KÜRT TERÖRÜNÜN VE SORUNUNUN NEDENİ:
a) İç Nedenler:

Kürt terörünü yaratan PKK adlı bir Kürt örgütüdür. Bu örgütün isteği ve amacı “demokratik özerklik” ve federatif bir yönetim elde etmektir. Bu istek ve amacının tüm Kürt halkının amaç ve isteği olduğunu ileri sürmekte, bölgede yaşayan tüm Kürt toplumu ile bu siyasal olguyu özdeşleştirmek istemekte, bu yönde bir çelişki olarak, bölgede kendi halkı üzerinde de terör uygulamaktadır. Bu yapısı ile siyasal bir Kürt hareketi olarak, kendi halkı tarafından benimsenmediğinden Kürt terörü ve sorununun temel nedeni olarak
görülmektedir. Bu niteliği ile örgüt ve neden olduğu sorunlar bugün tüm Avrupa ülkelerinde de kabul edildiği gibi, siyasal bir hareket değil terör olarak görülmektedir. Bu niteliği ile, hiçbir ülke tarafından kabul edilmeyen bir siyasal hareketin varolması olası değildir. Diğer ülkeler daha çok Kuzey Irak’ta bölgesel Kürt Yönetimini savunup korunuyor görünümdedir.

Bir toplumun ulusal devlet kimliği ile ortaya çıkabilmesi için, tarihsel bir geleneğinin ve tarihinin olması gerekir. Böyle bir yeteneğin varlığı çok yaşamsal önem taşır. Şimdiye değin böyle bir tarihi olmamışsa ne olur, önemli değil diyerek önemsenemez. Salt şiddetle, vahşi, inatçı bir doğa ile devlet kurulamaz ve olunamaz. Devlet olabilmek için, devlet olduğunu kabul edecek, varlığına karşı koymayacak diğer devletler gerekir. Güney Afrika, Nijerya, Gana, Angola..vb gibi bir Afrika ülkesi ulus devlet olma yeteneğini, göstermişse bu niteliklere sahip koşulları yaratma beceri, yetenek ve güce sahip olmuş olmasındandır. Bu siyasal gerçeklikler göz önüne alındığında İsrail devletinin dahi henüz bir devlet olma yeteneği, 2000 yıl öncesi böyle bir tarihe, deneyim ve yeteneğe sahip olmuş olmasına karşın, ortaya çıkmış değildir. Çünkü o topraklarda tutunacak devlet olma yeteneği, 2000 yıl mason örgütlenme yaşama biçimi nedeni ile körelmiş gözükmektedir.
Bu aşamada Kürt siyasal olgusunun başarılı olabilmesi bölgede İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin bu olguyu olumlamasına bağlıdı


b) Dış Nedenler:


Kürt ve Türk halklarının bin yıllık ortak yaşamdan, ortak ve benzer kültürden, din birliğinden gelen kaynaşmışlığını bozmak isteyen dış düşman güçler vardır. Bölgenin jeopolitik önemi, su ve yer altı kaynaklarının zenginliği, bu bölgede yapılan dünya çapında bir proje olan GAP projesi ve yatırımları, bölgenin önemini çok arttırmıştır.

1940’tan 1970’e kadar yatırım yapılmayan bu bölgeye GAP projesi ile birlikte 1970’ten sonra yatırımların da projelendirilmesi ile birlikte Kürt sorunu ve terörünün ortaya çıkması rastlantı değildir. Bölgede kışkırtma ve ayaklandırma çalışmalarının bir sonucudur. Atalarının Türk soyadını benimsediği kişilerin Kürt sorununun başını çekmesi de olayların rastlantısal olmadığını gösterir.


Kürt terörünün tüm halkı ve tüm yurttaşları etkileyen olayları, Kürt kimliğinin bir niteliği, ilineği olarak ortaya çıktığından, iki toplum arasında ortak yaşama, dayanışma istekleri, güveni kalmamaktadır. Bunun sonucu etnik bir ayrışma, soyutlama ve dışlama kendini göstermektedir. Bu ise Türk halkının olduğu kadar, Kürt halkının da zararına bir gelişmedir. Türkiye ve dostlarının düşmanlığını kazanan Kürt toplumu Kuzey Irak’taki varlığını da tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle terör ve yarattığı sorunlar, kendine yaşama alanı bulmuş olan Kuzey Irak Kürt Yönetiminin varlığını da tehlikeye sokmaktadır.


Türkiye Cumhuriyeti devleti diğer azınlık yurttaşları ile birlikte bir bütün olarak bu istek ve amaca şiddetle karşıdır. Demokratik özerklik ve Federatif yönetim istekleri ve amaçlarının sonucunda daha genişletilmiş isteklerin ortaya çıkması mantıklı bir sonuçtur. Taraflar arasında ortak ilkelerde (ortak öncüllerde) hiçbir anlaşma bulunmadığı için tartışma ve görüşme olanağının (mantıksal çözümlemelerde bulunmanın ve sonuca gitmenin) olanağı bulunmamaktadır.


KÜRT TERÖRÜ VE SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ALINMASI GEREKEN TUTUMLAR:  
Kendisi aynı zamanda yıllarca devlet yönetiminde görev almış deneyimli bir siyaset insanı olan Niccolo MACHİAVELLİ’NİN, “Prens” adlı araştırmasında, bir siyasetçinin devleti yönetirken, yönetmekte olduğu toplumun ayrı uyruklarından, dili ayrı fakat geleneği, göreneği, dini inancı aynı olanlar üzerine düşünceleri şöyledir:


Uyrukların başarılı yönetimi genel dışında özel koşullarında” savaş koşullarını” taşır. Uyrukların dili ayrı, geleneği, göreneği, inancı(dini) aynı ise, yönetimi, ve bağlanmaları ve egemenlikleri kısmen daha kolaydır.


a) Halkın eski alışkanlıklarına dayalı adaletli, normal yaşamlarının sürmesi sağlanmalıdır.


b) Yönetimin gücünü aşan güç kazanmalarının ve başka güçlerin korumacılığının ortamına izin verilmemelidir.


c) Egemenlikten ayrılış kalkışmalarının elebaşları yok edilmelidir. Yönetimin gücüne zarar verecek biçimde ayaklanmadan ezilmeleri gerekir.


Machiavelli’nin bu siyasal çözümleri, sorunu siyasal çözmek için önemli deneyimlerdir. Bu deneyimlerden, “eski alışkanlıklarına dayalı adaletli, normal yaşamlarının sürmesi sağlanmalıdır maddesi, demokratik, insan hak ve özgürlükleri ile koşut bir koşuldur. Bu maddede belirtilen siyasal deneyim, şu anki hükümetin “ Demokratik Açılım” siyaseti ile uygun düşmektedir. Ancak bu siyasetin salt bir uyruk (azınlık)için ele alınıp, hedef dolarak gösterilmesi, hem diğer uyruklar(azınlıklar) için adaletsizliktir, hem de, b) maddesindeki deneyim ile çelişki içerir.


Tüm azınlıklar toplum içinde, diğer azınlıklarla aynı haklara sahip olmalıdır. Yurttaş olarak devletin diğer tüm yurttaşları ile aynı haklara sahip olmalıdır.” Demokratik bir açılım yapılacaksa “ Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle” uyumlu tüm toplum için “demokratik açılım” gerçekleştirilmelidir.
Kürt toplumunun bireyleri toplumun diğer bireyleri ile aynı haklara sahiptir: Seçilebilmekte, en üst makamlara gelebilmektedirler, istediği yöneticiyi seçebilmektedirler…


Ancak bu siyasal haklar; ayrı, özerk bir yönetim hakkı tanımak, vermek demek değildir. Bu açıdan bakıldığında her azınlığın özerk bölgesi olması gerekir bu kabul edilmeyen tutumdur. Türklerin Yunanistan, Bulgaristan, İran, son yıllarda Avrupa’da işçi olarak giderek oluşturduğu azınlık nüfusunun federatif yönetim isteğinin bulunmaması gibi.


Buradaki ayrımlılık, Kürt nüfusunun kendi özyaşam alanın hiçbir coğrafyada bulunmamasıdır. Her topluluk kendinin varlığını sürdüreceği bir özyurdunun olmasını ister. Ancak buna gücü yetmez. Tarih bazen fırsatlar verebilir. Kuzey Irak bölgesel yönetimi Kürt toplumu için büyük bir fırsattır. Ancak bu bölgede de ulus devlet olarak yaşama tarihsel fırsatını, Irak’ın işgalinden sonraki dağınık, düzensiz yapısı, bölge ülkelerinde yaptığı terör hareketleri ile elinden kaçırmış bulunmaktadır. Türk devletinin Irak’ın işgalinde bu bölgeye girmeyi reddederek Kürt terör ve sorununu bütünü ile yok etme fırsatı ve yeteneğini çok daha önceden göstermediği gibi.


KÜRT SORUNUN SOSYOLOJİK VE EKONOMİK OLGU OLARAK ÇÖZÜMLERİ:
Kürt sorununu salt siyasal bir sorun olarak görerek çözüm yollarını uygulamak yetersizdir, toplumsal (Sosyolojik) bir olgu olarak da inceleyerek çözmek gerekir. Sorun sosyolojik olarak ele alınarak çözüm aranırken, olgunun toplumun hangi evrim aşamasında hangi toplum türü içinde olduğunun belirlenmesi gerekir.


Kürt olgusu, toplumsal biçim olarak türü içinde incelendiğinde, eğitimsiz, ekonomik gelişmesi tarımsal düzeyde, aşiret toplumu türünün özelliklerine bağlı olduğu görülür. Bu belirlemeye, gözleme bağlı olarak sorunun toplumbilimsel olarak çözümü için:


Bölgenin aşiret yapısı ortadan kaldırılmalıdır.


Bölge halkının eğitim düzeyinin yükseltilmesi gerekir.


Ailelerin ekonomik yaşamlarını sürdürecek durumda olmaları gerekir.


Terör örgütüne eleman bulmada engeller oluşturmak için eğitim ve iş olanaklarının bölgede oluşturulması gerekir. Diğer bölgelerde ekonomik zayıflıkları kullanan bir terör örgütünün bulunmaması bu bölgede bölgenin yapısına uygun ekonomik gelişmelerin hızlandırılmasını gerektirmektedir.


Bölgenin ekonomik yapısına uygun olarak hayvancılığı bağlı ekonomik yatırımlar yapılabilir; tarım ve hayvancılık ürünlerine dayalı sanayinin geliştirilmesi için çalışılabilir.


TERÖRÜN VE SORUNUN SON AŞAMASI:
Kürt terörünün tüm halkı ve tüm yurttaşları etkileyen olayları, Kürt kimliğinin bir niteliği, ilineği olarak ortaya çıktığından, iki toplum arasında ortak yaşama, dayanışma istekleri, güveni kalmamaktadır. Bunun sonucu etnik bir ayrışma, soyutlama ve dışlama kendini göstermektedir.


Terörün halkın içinde de iyice yayıldığı son aşamasında etnik ayrışma ve temizlenme de son aşamasına varır. Bu aşamada tüm Türk kimliğin Kuzey Irak’ta hapsedileceği bir eylem planı gerçekleşebilir.
Savaş ortamının koşulları ile barış ortamının koşulları birbirine karşıttır. Hak ve adalet kavramlarının yerini, savaş ortamında güç, yetenek, teknik alır. Güçlü ve kazanma yeteneği olan kazanır.
Bu açıdan karşılaştırma yapıldığında TC’nin istek ve istenci yönünde siyasal olguların gerçekleşeceği görülür.


Burada önemle üzerinde durulması gereken algısal gerçeklik (somut gerçeklik), toplumsal ve siyasal olguların, bilincine varılarak onların değiştirilebileceğidir.

İZLENMESİ GEREKEN GENEL İLKELER:
a) Kürt terörü örgütünün örgütleyici ve eylemlendirici tüm örgüt elebaşlarının, siyasal alanda etkinlikte bulunan başkanları da içinde bulunmak üzere ele geçirilerek etkisiz duruma getirilmesi zorunludur.
b) Kürt halkının üzerindeki baskının oradan kaldırılması için devletin varlığının yasalar çerçevesinde kendini kabul ettirmesi, bölge halkının devlete olan güvenin sağlanması gerekir. Kürt yurttaşların kendi kurdukları ve diğer kişilerin kurdukları partilere üye olma, seçilme ve seçme ortamı sağlanmalıdır.
c) İnsan hak ve özgürlüklerini, Kürt ve diğer azınlıklar da dahil tüm yurttaşlar arasında ayırım gözetmeden tüm yurttaşların daha mutlu olacağı yönünde geliştirmek gerekir.
d) Bölgede her türlü yabancı istihbaratın örgütleme ve kışkırtma çalışmalarına karşı önlem alınmalı, duyarlı olarak çalışmalıdır.
e) Federatif-demokratik özerk yönetim isteklerinin Kuzey Irak’taki yerel yönetim bölgesi üzerinde gerçekleşebileceği gerçeği yönünde yönlendirmelerde bulunulmalıdır.






İsmail İNCİ, 11/07/2010


www.iinci.blogspot.com
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com