30 Eylül 2010 Perşembe

SÜREÇ MANTIĞI VE CİSİMLERİN ÖLÇÜMLENME NOKTASI

SÜREKLİ DEĞİŞEN, DÖNÜŞEN VE GÖRELİ OLARAK DEĞİŞKEN OLAN VARLIK VE OLGULARIN BİLGİSİNE ERİŞMENİN İLKELERİ




Doğada bütün varlıklar (canlı ve cansız tüm varlıklar) sürekli devinim, değişim ve dönüşüm içinde, varoluş ve yokoluş durumundadırlar. Bugün ile yarınki varlık ( akan ırmak, yaşayan bir kelebek…) aynı değildir. Bu sonsuz değişim ve dönüşüm nedeniyle ve varlıkların birbirlerine göreli olarak nitelikleri sonsuz ayrılıklar taşıdığından , ilk çağın filozofları kesin bilgiye büyük soyutlamalarla, matematikle ve matematiksel ölçümlerle ulaşılabileceğini anlamışlardır.

KAVRAMSAL BİLGİ.:
Varlık ve olguların bilgisine, sayısız nitelikleri deneyimlerle, duyumlarla algılanarak tanınarak ulaşılır. Bu bilgiye ulaşırken, ortak nitelikler, değişmeyen, durağan olan yanlar varlıklardan soyutlanarak algılanır ve kavramlaştırılır. Kavramlardan daha genel ve tümel kavramlar, tümel kavramlardan ilkeler ortaya konulur. Varlık ve olguların bilgileri düzenlenerek sınıflandırılır, kategorilere ayrılır. Düzenlenmeyen, ilke ve kategorilere ayrılmayan bilgi kesin değildir.

Değişme, oluşma belli kurallara, ilkelere göre gerçekleşir. “ …aynı şeyler varmış sanısına kapılmamız, değişmenin kuralsız değil de, belli bir düzene, belli bir ölçü ve kanuna göre oluşması yüzündendir. Evrende egemen olan kanundur, düzen ve akıldır.(logos)” (s.32) Felsefe Tarihi, Macit Gökberk.

Evrende oluşa zorunluluk egemendir.Bütün olup bitenler nedenlerden zorunlu olarak oluşmuşlardır. Bu oluşu duyu algılarımız bir erek, bir düşünce gibi algılar değişme ve oluşmanın bu kurallığı ve zorunluluğu varlık ve olguları sınıflandırma, kategorilere ayırma olanağını verir.

Kendi içinde kümelenen, grup oluşturan ortak niteliklerdeki gerçekliklerin zorunlulukları, nedenleri özdeştir. Ortak, benzer, özdeş nedenler oluşun ilkeleridir. Benzer, ortak olan ilkeler tek bir ilkeden çıkarlar. Ortak genel ilke genel zorunluluk, yasa demektir. Usun amacı, ortak ilkeye nesnelerin bilgisinden ulaşarak, bu ortak ilkeden nesnelerin açıklamasını yapabilecek duruma gelmektir.


Tüm niteliklerin bilgisine ulaşırken, düşüncenin nesnelerin yinelenen ve benzer olan yönlerini sınıflandırdığını, gruplandırdığını, sonuçta kavramlaştırdığını görürüz. Bir varlık ve olgunun, sürecin bilgisini kabul ederken, bu kavramlardan ve özlerden yola çıkarız. Yinelenen bu nitelikler herkes tarafından kabul edilen kesin bilgilerdir. Kavramlar (idealar), bölünmez, değişmez, tüm zamanlarda kendine eşit bilgidir.(süreç içinde anlam genişlemesi kabul edilmelidir) Duyumlanan tek tek nesneler ise, Herakleitos’un akışındaki gibi boyuna oluşur, değişir ve yok olur. Usun yapısı, varlıkların ve olguların tek tek her birinin, süreçlerini, zamanın her anında izleyerek bilgisine ulaşacak biçim ve kapasitede değildir, ve gerek de yoktur. Teklerin, bireylerin ortak niteliklerinden gerektiğinde, bilinmeyen tek tek varlık ve olguların da bilgisine ulaşır. Kavramlardan, tümdengelimle ve duyu araçları ile nesneleri çözümleyerek elde ettiği bilgileri birleştirerek kesin bilgi elde edilir.

Sınıflanan, kategorileştirilen, tümel kavramlara ve ilkelere bağlanan bilgi kesin bilgidir ve uslamlama ile kesin bilgiye ulaşmak ancak bu yöntemle olanaklı duruma gelir. İlke ve Tümel kavramlardan önermeler kurularak tekil varlıkların bilgisine varılır. Zorunlu bilgi çıkarsamaları yapılır.

Cins ve tür kavramları bütünüyle tek varlıkların, güncel varlık gerçekliklerini karşılamayabilir, ancak, tek varlığın gerçekliğini kavrayıp bilgisine ulaşmamızda gerekli temel ilkeleri verdiklerinden zorunludurlar. Temel form kalıplarının bilgisinden yararlanarak tek varlıkların bilgisine ulaşmamızı olanaklı kılar. Varlıkların göreceli bilgisine ulaşılması veya kendi tür ve cinsi içinde bilgisine ulaşılması, bu temel formların anlıkta varolması ile olasıdır.

Varlık ve olguların  zorunlu kesin bilgilerine tümdengelimle, önermelerle ulaşmamız bize çok yeni bir bilgi vermez. Tümellerden, kavramlardan (idealardan) elde edilen bilgiler yabancı bilgiler değildir. Varılan yargı ve kavramlar, genel kavramların sınırları içinde kaldığından “özgün değer” taşımazlar. Özellikle varlıkların nitelik, nicelik ve edilgileri aynı sınırlar içinde kalır. Ancak Tümdengelimsel-Deneyim Bilgi Bileşik Önermelerinden çıkarılan bilgiler özgün nitelik taşırlar. Bu özgün bilgiler de duyumlarla algılanmadıkça varsayımsaldır.

ODAKLANMA CİSMİ (REFERANS CİSMİ, ÖLÇÜMLEME NOKTASI:
Bir nesnenin nitelikleri, özellikleri bağlı olarak bilgisi, göreli olarak gözlemlendiği nesnelere bağlı olarak sayısız değişimler, varoluş ve yok oluşlar gösterir. Bilginin bu aşamasında, asıl bilim yapmak, görelilikleri içinde, nesnelerin kesin bilgisine usun ulaşmasının sağlanmasıdır. Bu aşamada kesin bilginin yöntemi, sayısız görelilikleri içinde, nesnenin niteliklerini, özelliklerini, kural ve bağlı olduğu ilkeleri usun belirlemesini sağlayacak “ Ölçüt” olan odak bir nesne veya olguyu kabul etmektir. Antik çağlardan itibaren bu sorun üzerinde insan düşüncesi çok oyalanmış, sonunda varlıkların nicelikleri, matematikte önce bir sayısı sonra da sıfır sayısı ölçüt olarak kabul edilerek kesin olarak belirlenebilmiştir.

Varlık ve olguların uzaklık yakınlık nitelikleri ve niteliklerin nicelik değişimleri de yine matematik ve geometri sayesinde kesin olarak bilgilerinin gerçeklikleri kabul edilmiş, bu nedenle önce bu bilimlerin geliştirilmesi ve öğretilmesi amaçlanmıştır. Matematik bilimlerinde rakamlardan oluşan işaret sisteminin kullanış düzeyi ve biçimi ölçeği, belli bir nesneye uygun bir rakamı seçme ise ölçme işlemini oluşturur. Ölçülen şey nesnenin kendisi nesneye ilişkin bir niteliktir. Ölçüt kabul ederek kesin bilgiye ulaşmak düşüncesini, diğer bilimlerde de görüyoruz. Astronomide dünyanın güneş çevresindeki bir dolaşımının yaş ve yıl olarak kabulü, günün dünyanın kendi çevresindeki dolaşımıyla oluşması, coğrafyada enlem ve boylamların birer odak noktaya göre niceliklerinin belirlenmesi…vb. Doğa bilimleri olsun, toplumbilimleri olsun olguların nesnel yargılarına varırken, varlıkların ölçülebilen yanlarının belirlenerek bir ölçüm aleti ile özelliklerinin, belirlenen bir odak noktadan sapmalarının ölçülmesi gerekir. Olgunun temel özellikleri bu ölçme yöntemi ile öznellikten uzak ortaya çıkarılır. Olgunun yüzeysel özellikleri diğer olgularla farklılıklarında, evriminde, genelliğinde, sürekliliğinde aranır ve ortaya çıkarılır.

Özgün olgu olarak kendini ortaya çıkaran temel özellikleri, “özünü” ortaya koyan temel değerlerdir. Bu ölçümlerle elde edilen temel niteliklerden sapma olgunun özünün sapmasını gösterir. “ Toplumsal olgular, onları görünür kılan tekil tezahürlerinden ne kadar yalıtılabilirlerse , nesnel olarak temsil edilmeye o oranda elverişli olacakları ilkece ileri sürülebilir.” (s.116) E..DURKHEİM, Sosyolojik Yöntemin Kuralları.

Toplumsal olaylarda olsun, doğal olaylarda olsun nesnelliğin ölçütü, kendini yineleyen, nesnel olgulardır. Kendini nesnel olarak ortaya koyan böyle olguların temel özellikleri ile özünün ortaya konması “referans” bir özelliğe göre ölçülebilir yanının ortaya çıkarılması ile gerçekleşir. Ancak toplumsal olgular doğal olgulara göre, daha dinamik, esnek, değişkendirler. Bu olguların kavramları da daha hızlı, kısa evrelerde değişim gösterirler. Bu nitelikleri nedeniyle daha geniş zaman dilimlerinde, tüm evrelerinde değişimlerinin kesin varlığını kabul ederek araştırmak gerekir. Hukuk ve ahlak kuralları, gelenek ve görenekler, toplumsal eşya ve yapıtlar…vb bu bakış açısına göre araştırılır. Bu nitelikleri gereği bu olgu ve nesnelerin referans noktalarının değişimleri de hızlı gerçekleşir. Değişen referans noktalarının nitelikleri sık sık yeniden belirlenerek, olguların bu noktalara göre sapmaları her zaman gözlem altında bulundurulmalı ve daha geniş zamanları, süreçleri kapsayan daha genel referans noktası bulunmalıdır.


SÜREÇ MANTIĞI:
Özgün bilginin ilk birinci kaynağı yeni algılarla, doğal ve yapay( deneyler) gözlemlerle edinilen kavramlardadır. Ancak salt yalın gözleme, betimlemeye dayanan bilgi düzeyi “tanıma” derecesinde kalır. Gerçek bilginin düzeyine ulaşmak için, varlık ve olgunun süreç içindeki bilgisine iye olmak gerekir. Bu da tanıdığımız varlık ve olguların geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman bütünlüğü içindeki nitelik ve özelliklerini, ilişki ve bağıntılarını, etkileşimlerini, koşullarını gözlemleyip deneyimine erişebilmemiz ile olasıdır. Geçmiş zaman içindeki nitelik ve özelliklerini, eldeki yazılı ve görsel kaynaklardan, şimdiki zamandaki ortam ve ilişkilerini, niteliklerini gözlem ve duyumla algılayarak, gelecek zamandaki nitelik ve özelliklerini de ilke ve kavramlardan tümdengelimle önermelerle çıkarsayarak edinebiliriz.
Süreç içindeki varlığın bilgisini “Süreç Mantığı” adını verebileceğimiz yöntemle öğreniriz.

Bu Yöntemin temeli bütün zamanlarda varlığın bilgisini elde etmeye dayanır. Geçmiş zaman içindeki gözlemlerini, bizden önce yaşayan kişilerin yapmış oldukları ve bize ulaştırdıkları gözlemlerini yazdıkları kaynaklardan yararlanarak, öğrenim yolu ile yaparız. Bunun için, varlıkların, olguların geçmişini eldeki belge ve kaynaklardan araştırarak öğrenmemiz gerekir.
Şimdiki zamandaki durum ve nitelikleri, doğrudan istemli eylemlerle gözlem ve deneylerine ulaşarak ortaya çıkarılır. Gelecek bilgileri, varsayımsal bilgi olacaktır ve ilkelerden, tümdengelimle ilişki, etki ve etkilenimleri, nitelikleri çıkarsayarak elde edilir, gelecek zaman içinde uygulamada gözlemle kesinleşir. Bilginin açık ve seçikliği, tüm zamanlardaki bilgilerin sentezlenmesi ile gerçekleşmiş olur. Evrendeki tüm gerçeklik, bütün zaman ve mekanlarda evrenin sürecini görebilen usun bilgisiyle gerçekleşir.



İsmail İNCİ, 30/09/10/2010
www.iinci.blogspot.com
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com