30 Ekim 2011 Pazar

HASTALIKLARIN BELİRLİ YAŞAM ALANLARINDA VARLIĞIININ OLUŞU VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ



VİRÜS SPORLARININ VE BİTKİ 

TOHUMLARININ YAŞAM ORTAMLARININ

ORTAK NİTELİKLERİ, HASTALIKLARIN

BELİRLİ ORGANLARDA GÖRÜLMESİ


Virüsler üreme ortamlarını yitirince, sporlar durumunda “ yaşam koşulları” veya canlılık koşulları elverişli alanlarda varlıklarını sürdürürler. Bitkisel tohumlarda da aynı özellikler bulunur. Üreme ortamı buluncaya kadar tüm tek hücreli varlıklar, toprakta veya çok hücreli canlı bir varlıkta ve boşlukta, uzamda, havada varlıklarını gezdirirler. Boşluk, gerçekte yüzen ve gezen, tek hücreli virüslerin sporları ile canlı bir varlıktır. Üreme koşulları oluşmadığı sürece etkilerini çok hücreli varlıklar duymaz. Virüsler, kapalı ve özellikle ısı niteliği varlıklarını olumsuz etkileyen alanlarda yapılarını yavaşlatarak tohum özelliklerini kazanırlar. Bir tohum gibi uygun ortamlarda da yeniden etkinleşir ve ürerler. Üreme sonucu etkileri diğer tek ve çok hücreli canlıların etkinliğinin üzerine çıkması ölçüsüne yükseldiğinde istilaları ve diğer canlıların ölümleri başlar. Çok hücreli insanın ve hayvan türlerinin yaşamlarını koruma ve sürdürebilmeleri, canlılık ve yaşam etkinliklerinin(bağışıklık sistemlerinin) kendilerini saran her türlü mikrop sporların etkinliklerinin üzerinde olması gerekir. İnsan ve hayvan türleri canlılarının hücrelerinin etkinliklerini ve canlılıklarını yitirmeleri, virüs ve diğer tek hücrelilerin canlılıklarının etkinliğinin artması ve bu çok hücreliler için çürümenin başlaması demektir.

Her tek hücreli canlının yaşama etkinliğinin başlama ve gelişerek etkinleşmesinin ortamı farklıdır. Bitkisel bir tohum canlanıp etkinleşebilmek ve üreyebilmek için uygun nem ve ısıda, verimli toprak ister. Bitkilerin tohumlarının türlerine göreli bu nem, ısı ve toprak özellikleri, bu özelliklerin bulunduğu toprakların da bulunduğu coğrafik konumlar farklıdır. Hayvan tohumlarının canlanıp etkinleşmesi de farklı ana rahimleri gerektirir. Farklı hayvan tohumları farklı iklim ve coğrafik alanlardaki ana rahimleri gerektirir. Bu tohumların yol alabilme yetenekleri bulunursa veya bulunsaydı her tohum kendi üreme alanları olan ana rahimlerini gerekli uzaklıkları katederek bulur ve üremelerini gerçekleştirirlerdi.

Virüsler de kendi üreme alanlarını ve ortamlarını bulduklarında ürerler ve yayılırlar. Virüsler insan ve diğer canlı organlarında üredikleri bu alanlara göre adlandırılır ve türleşirler. Bu türleşmeleri biz hastalıklar olarak adlandırırız. Her virüs aynı örgende yerleşerek yayılamaz, vücudun değişik organları içinde gerekli yolu katederek yerleşir ve hızla üreyerek etkinleşirler. Kuduz virüsü sinir sistemi ve beyinde; verem, tüberküloz virüsü akciğerlerde, kolera sindirim sisteminde yerleşerek ürerler. Aşı olarak adlandırdığımız canlılığını yitirmiş virüslerin yerleştikleri organlar da yine türlerine göredir. Bu nedenle her aşı kendi hasta örgeninde etkili olur. Tanılarının konulmasının kandaki çözümleme araştırmaları sonucu genelde ortaya çıkmasının nedeni, genel bir yerleşme ve üreme besin ortamı olmaları sonucudur. Her organdaki damar sisteminden beslenen virüslerin varlığı kan çözümlemeleri sonucu gözlemleme ile belirlenir, hastalık belirtileri ile gözlem sonuçlarına bağlı olarak virüsel tür tanımlanır.

Virüslerin belirli ısı üstünde üreyememeleri nedeni ile vücudun sıcaklığının arttırılması ve sıcak su kürleri, terlemeler tedavilerde etkin yöntemlerdir. Belirli sıcaklık dereceleri altında virüslerin etkinliklerini yitirmeleri nedeni ile sıcaklık düşürmeleri bir tedavi yöntemi olarak görülüyor olsa da vücudun bu derecelerde kendi etkinliğini yitirmesi nedeni ile başvurulan bir yöntem değildir. Hastanın hücre etkinliği virüs etkinliği ile birlikte azalmaktadır.

İsmail İNCİ,  30/10/2011







CİSİMLERİN ENERJİ YOĞUNLUKLARININ İTME VE ÇEKME GÜCÜNE ETKİSİ



İVMELİ DEVİNİM İLE KÜTLE ARASINDAKİ BAĞINTILAR VE NEWTON ÇEKİM YASASI FORMÜLÜNE YENİ BİR BAKIŞ



İvmeli devinimleri a)yatay ivmeli devinim, b)aşağı yönlü ivmeli devinim, c)yukarıya yönlü ivmeli devinim olarak üç temelde gruplandırabiliriz.

Yatay ivmeli devinimlerle yukarı yönlü ivmeli devinimlerde, ivmenin değişimi cismin kütlesine ve devinimi etkileyen güce doğrudan bağlıdır. Küçük veya çok büyük uzaklıklara göre kütlenin büyüklüğü ve devindirenin gücü aynı önemdedir. Aristo’nun ivmeli devinim açıklaması, daha çok cisimlerin yatay devinimleri ile ilişkilidir ve ivme doğrudan kütlenin büyüklüğünden etkilenir. Düşey devinim ile ilgili genellemesi, Galileo’nun deneylerinde gösterdiği gibi yanlıştır veya yatay ivmeli devinimi açıklamalarına konu edindiğini varsaymamız gerekir.

Küçük uzaklıklarda, düşey ivmeli devinimlerde, cisimlerin kütleleri ile bağımlı olmayan sabit ivmeli devinim gerçekleşir. Bu ortalama hız kavramını bize verir. Cisimlerin kütlelerin orantısızlığı, hızlarını ve ivmelerini değiştirmez. Kütlesi büyük olan cisimle küçük olan cisim, deneylerle de kanıtlandığı gibi düşey yönde aynı hızla devinir ve yere düşerler.
Çok büyük uzaklıklarda düşme biçimli devinimler, ortamdaki sürtünme koşullarına bağlı olarak değişim gösterir. Kütlelerinin büyüklüğü etken değildir, daha çok sürtünme gücü düşmenin ivmesini değiştirir. Düşme ivmesi,  sürtünme sonucu cisimde oluşan magnetik alanın gücüne bağlı olarak artış gösterir.

Gökcisimlerinin birbirleriyle etkileşimleri, magnetik alan farklılıklarının büyüklüğü ile doğru orantılı, uzaklıkları ile ters orantılıdır. Yatay ivmeli devinimde etkili olan kütlenin büyüklüğünün etkisi gökcisimlerinin itme ve çekmelerinde, gökcisimlerinin yapısında varolan magnetik gücün yoğunluğundan sonra gelir. Enerji yoğunluğu,  magnetik alan etkisi büyük olan gökcisimleri, kütle hacmi küçük olsa da, kütle hacmi büyük gökcisimlerine göre daha büyük bir güçle birbirlerini çekerler. Kara delikler de enerji yoğunluğu ve çekim gücü çok büyük gökcisimleridir.

Newton’un çekim kuvveti formülüne,  bu gerçeği gözönüne alarak, ek bir formül ile de bakmamız gerekir. 

Newton Kütle Çekim Kuvveti:  F=    G.m1.m2/d2

Cisimlerin enerji yoğunluğuna ve magnetik alan etkilerinin gücüne bağlı kuvvet formülü:
F = e(elektrik alanı)+v(cismin hızı/c(ışık hızı)xB(manyetik alanı)-G.m1.m2/d2( Büzüşme, çekme veya itme gücü formülü.)

 Bu formül gökcisimlerinin itme ve çekme kuvvetlerinin, kütlenin hacminin büyüklüğünden çok yapısındaki elektriksel ve manyetik güçlerle hızından çıktığını göstermektedir.


İsmail İNCİ,  30/10/2011