11 Kasım 2011 Cuma

AVRUPA BİRLİĞİNİN SİYASAL VE EKONOMİK DURUMUNUN ÇÖZÜMLEMESİ

AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK PARA 

BİRİMİNE GEÇİŞ AŞAMASI SONUCUNDA

EKONOMİK VE SİYASAL DURUMU, 

DÜNYA SİYASET VE EKONOMİSİNİN 

GELECEĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ [1]



Avrupa Birliğinde üye ülkeleri arasında tam uyumu (entegrasyonu) sağlamak için, 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren para birliğinin son aşaması olan ortak para birimi Euro’nun kullanımına geçilmiştir. Piyasalarda ortak bir değere (kura) sahip ve tüm üye ülkeler için bağlayıcı olan ortak para biriminin kullanılması aşamasının, üye ülkelerin ekonomilerinde tam uyumu sağlama yolunda çok önemli, son bir adım olarak görülmesi,  beklentinin tersine üye ülkeler arasında uyumun daha da bozulmasına neden olduğu gözlemlenmiştir. Birlik içinde ortak para birimine geçişle belirginleşen uyum bozukluğunun, ekonomik sorun ve krizlerin: a) Üye ülkelerin ekonomik düzeylerinin ayrımlılıklarından,  b) Avrupa Merkez Bankasının ekonomik hedef ve politikalarından, c) Birliğin siyasal- etik, toplumsal, kültürel yapısından, d) Dünya ülkelerinin ekonomilerindeki gelişmelerden, ileri gelen nedenleri vardır.

BİRLİĞİ OLUŞTURAN ÜYE ÜLKE EKONOMİLERİNİN GELİŞME SÜREÇLERİ AYRIMLILIĞI:

1 Ocak 1999 tarihinde uyumu tam sağlamak için alınan ortak para birimi Euro’ya geçiş kararı, Mart 1973 tarihinde üye ülkelerin ulusal para birimlerini sabit kurlardan birbirine bağladıkları, dolar karşısında ise kurları serbest bıraktıkları durumdan daha sağlıksız bir karardır. Bu karar, ekonomileri arasında gelişmişlik ayrımlılığı nedeniyle bazı üye ülkeleri iç pazar durumuna getirmiş, üye ülkeler arasında arz ve talep dengesizliklerine neden olmuştur.
Ülkelerin ekonomik yapılarının birbirine tam olarak eşitlenmesi olanaksızdır, çünkü her ülke ekonomisinin, tarih içerisinde coğrafik yapısına da bağlı olarak gelişim süreci, gelişme sürecinde gösterdiği performansı farklıdır. Ülkelerin performanslarına bağlı olarak ekonomilerinin yetenek alanları da farklılıklar göstermektedir.  Avrupa Birliğini oluşturan üye ülkelerin ekonomileri arasında da büyük gelişmişlik düzeyi ve yetenek alanları farklılıkları bulunmaktadır. Üye ülkeler arasındaki ekonomik farklılıklara rağmen ortak para biriminin kabul edilmesiyle, sabit kur sistemi zorunlu olarak kabul edilmiştir. Bu zorunluluğa bağlı olarak, üye ülkelerin bağımsız olmadığı, birliğin tümü için geçerli olan ortak para ve maliye politikalarını yürütecek Avrupa Merkez Bankası kurulmuştur.

Ortak bir para birimi ve kurunun kabul edilmesinin olumsuz sonuçları, Euro geçiş aşaması öncesinde ilk olarak Eylül 1992’de İngiltere ve İtalya’da görülmüştür. “…İngiltere ve İtalya’da giderek derinleşen durgunluk ve artan işsizlik sonucu Sterlin ve Lireti DKM’de (Döviz Kuru Mekanizmasında) belirlenen sınırlar dahilinde tutmanın getirdiği maliyet katlanamaz bir düzeye ulaşmıştır… Spekülatörlerin İngiliz Sterlini’nin Alman Mark’ına karşı aşırı değerlendiği düşüncesi ile Sterlin üzerinde yoğun bir baskı yaratmaları durumu daha da kötüleştirmiştir. Bu baskı sonucunda 17 Eylül 1992 tarihinde hükümetin rekor düzeyinde müdahalelerine rağmen İngiltere DKM’nı terk etmek zorunda kalmıştır.” (s.11, Parasal Birlik, Avrupa Birliği ve Türkiye, Hazine Müsteşarlığı, Hazine Uzm. Defne ATA, Hazine Uzm.Yrd. Serkan SİLAHŞÖR)

Üye ülkelerin ekonomik yapı farklılıkları göz önüne alınmadan, birliğin tümü için ortak para ve maliye politikaları belirlemek ve uygulamak bazı üye ülkeleri açıkpazar ve Topluluk Fonlarından yararlanan tüketici ülkeler konumuna düşürmüştür. Ortaklığın uyum Fonları ekonomik anlamda kullanılarak üye ülkelerin ekonomik yapılarında uzmanlaşma alanları oluşturulamamıştır. 

Ortak paranın faydalarının zararlarını aştığı bölge olarak tanımlanan ve “farklı ulusal paraların ortadan kalkmasının getirdiği avantajlar ile para politikası bağımsızlığının kaybedilmesi arasındaki tercihi” (s.17, Parasal Birlik, Avrupa Birliği ve Türkiye, Hazine Müsteşarlığı, Hazine Uzm. Defne ATA, Hazine Uzm. Yrd. Serkan SİLAHŞÖR), dile getiren, Optimum Para Alanı kuramının nitelikleri Avrupa Birliği İçerisinde gerçekleştirilememiştir. Optimum Para Alanının gerçekleştirilememiş olmasının temel nedeni, kuramın ilkeleri gereği ortadan kaldırılması zorunlu olan farklı ulusal ekonomik politikaların ortadan kaldırılmayarak, üye her ülkenin ulusal ekonomik politikalar yürütmesidir.  Bu ulusal politikaların, Avrupa Merkez Bankasının ortak para ve maliye politikaları kararları ile birleştirilmesi amacı yetersiz kaldığı gibi, üye ülkeler arasında ekonomik gelişmişlik düzeyi farklılıklarını olumsuz etkileyerek ekonomik dengeleri daha da bozmuştur.  Üye ülkelerin kendi ekonomik koşullarına göre bağımsız büyümek ve dengeleri sağlamak için gerekli ekonomik politikaları yürütememeleri, bazı üye ülke ekonomilerini olumsuz olarak etkilemiştir. 

 Birliğin içinde oluşan talep dengesinin sağlanmasında, birliğin üyelerinin gelişmişlik düzeyleri eşit olmadığı için uzmanlık alanlarının varlığı şarttır. Üye ülkelerin serbest, değişken kur sisteminden vazgeçerek, gerektiğinde bağımsız olarak ulusal ekonomiyi canlandırmak için genişletici para ve maliye politikalarını, ekonomiyi yavaşlatmak için daraltıcı para ve maliye politikalarını kullanamamaları; Yunanistan, İrlanda, Portekiz gibi üye ülkelerin ekonomilerinde, sanayileşmeyi tam olarak tamamlamış üye ülkelerin iç pazarı olmaması için gerekli uzmanlaşma alanlarının kurulamaması, Optimum Para Alanının her ülke için gerçekleşmesini önlemiştir. “Avrupa ülkelerinin tamamı ele alındığında Euro alanının tam anlamı ile bir optimum para alanı olmadığı anlaşılmaktadır.” (s.19, Parasal Birlik, Avrupa Birliği ve Türkiye, Hazine Müsteşarlığı, Hazine Uzm. Defne ATA, Hazine Uzm. Yrd. Serkan SİLAHŞÖR)

Üye ülkelerin ekonomik farklılıkları reel düzeyde(ekonomik kalkınmışlık, sanayileşme aşamaları) hiçbir zaman ele alınmamış;  üyelik koşulları aranırken ölçüt olarak nominal göstergeler( beş temel ölçüt: enflasyon, faiz oranları, bütçe açığı, kamu borçları, para birimlerinin kur değeri) dikkate alınmış, birliğin sağlanmasında öncelikle siyasal düşünceler etkili olmuştur. Bu ise birliğin sağlanmasına hiçbir zaman yetmemiştir. 

Üye ülkelerden gelişme aşamasında olan ortaklarının ulusal şirketleri tek para biriminin getirdiği avantajlardan yararlanmayı becerememiş, üretkenliklerini arttıramamışlardır. Birliğin ölçek ekonomisinin getirdiği kolaylıklardan yararlanılmamış, beklenilen uzmanlaşma alanlarında verimli üretim etkinliklerinde bulunma gerçekleştirilememiş, bu becerinin kazanılamaması sonucu, bu ülkeler gelişmiş üye ülkelerin pazarı olmadan kurtulamamışlardır. Üye ülkelerin aralarında sermaye birikimini, üretimi ve geliri arttırarak uyumu kolaylaştıracak ve sağlayacak, uluslararası alanda rekabet güçlerini arttıracak olan şirket birleşmelerinin de gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Şirket birleşmeleri sonucu birlik içinde ortaya çıkması beklenen ürün ve hizmet alanlarında uzmanlaşmalarda başarılı olunamamıştır. Üye ülkeler arasında coğrafik alan avantajından gelmesi beklenen uzmanlaşmalarda da başarılar gerçekleştirilemediğinden birlik içinde bazı ülkelerde ekonomik krizler kaçınılmaz olarak ortaya çıkmış, bu kriz diğer birlik ülkelerini de etkisi altına alarak Avrupa Birliğinin sürdürülebilirliği tartışmaya başlanılmıştır.

” …tek paraya geçilmesi ile birlikte katılımcı ülkelerin para birimlerini devalüe ederek fiyat avantajı sağlayamayacak olmaları Birlik dışı ülkeler açısından bir avantaj yaratabilecektir.”  (s.83, Parasal Birlik, Avrupa Birliği ve Türkiye, Hazine Müsteşarlığı, Hazine Uzm. Defne ATA, Hazine Uzm. Yrd. Serkan SİLAHŞÖR) Bu avantaj sonucunda Birliği oluşturan ülkelerden gelişme aşamasında olanlarının dış ticaret açığı vereceği, kamu açıklarının artacağı bellidir. Birlik ülkelerinin kur serbestliği olmaması, zorunlu olarak iç ticaretin artmasına yol açacaktır. Parasal birliğin kurulmasındaki temel amaçlarından birisi de Avrupa Ortak Pazarı’nda sağlanacak fiyat istikrarı neticesinde Birlik içi ticareti daha da artırmaktır, ancak bu durum gelişmesini tamamlamamış üye ülkeler için kamu ve iç piyasa borçlanmalarında artışın bir nedeni olarak ortaya çıkmaktadır.

Parasal Birliğe geçişle birlikte, para politikasını uygulama araçlarından en önemlisi olan faizlerin, bir iç talep eksikliğinde düşürülememesi, faizlerde düşüşe bağlı kurlarda düşüşün sağlanamaması veya iç talep fazlası sonucu faizlerde artışın yapılamaması, dış talep artışına bağlı olarak kurlarda yükselişin sağlanamaması sonucu ekonomilerin durgunluğa ( resesyona) uğraması kaçınılmazdır.

AVRUPA MERKEZ BANKASININ PARA POLİTİKASI HEDEFLERİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ:

Avrupa Merkez Bankasının para politikasının temel stratejisi fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda gerekli piyasa analizleri yapılarak parasal büyüklüklerin sürekli denetim altında tutulması çalışmaları yapılacaktır. ” Maastricht antlaşmasına göre AMBS’nin (Avrupa Merkez Bankası Sisteminin)  nihai hedefi enflasyonu kontrol altında tutmak olarak belirlenmiştir.”(s.49,  Parasal Birlik, Avrupa Birliği ve Türkiye, Hazine Müsteşarlığı, Hazine Uzm. Defne ATA, Hazine Uzm. Yrd. Serkan SİLAHŞÖR)

Avrupa Merkez Bankasının yürüttüğü para ve maliye politikalarının temel hedefi üye ülkelerin yürüttükleri bağımsız mali politikaların enflasyona neden olmaması için fiyat istikrarını, sağlamak ve enflasyonu denetim altında tutmak olmuştur. Avrupa Merkez Bankasının bu hedefleri, durgunluğun, yetersiz üretimin, artan kamu borçlarının önemli bir nedenidir. Enflasyonun arttırılmaması hedefinde üye ülkelerin kamu açıklarına nominal olarak görülmese de izin verilmiş, merkezin borçlanmasının önüne geçmek için, hükümetlerin bütçe özgürlükleri kısıtlanmamıştır.

Üye ülkelerin maliye politikası olarak vergilerde gerekli artışları enflasyon kaygısı ile arttıramaması, kamu açıklarını kapatmada üye ülkelere zorluklar getirir. Ücretlerde olası bir artışın enflasyon kaygısı ile önlenmesi, ekonomide serbest olmayan para politikası ile birlikte deflasyonist bir etki yaratır.

 Belki de doğru olan “vergilerin merkezi şekilde toplanarak üye ülkelere transfer edildiği federal bir mali sistemi teşvik “ etmekti.
Avrupa Merkez Bankası Euro’yu, ABD doları gibi uluslararası rezerv para birimi durumuna getirememiş, tersine böyle bir nitelik kazanması önünde uyguladığı para politikaları ile engel oluşturmuştur.

İsmail İNCİ,  11/11/2011