15 Aralık 2011 Perşembe

ANLIĞIN UZAKTAN YÖNETİMİ VE BİR AŞURE GÜNÜ VAHŞETİ

UZAKTAN ZİHİN DENETİMİ, EL KAİDE ÖRGÜTÜ VE AFGANİSTAN’DA BİR AŞURE GÜNÜ DÜZENLENEN TERÖR EYLEMİ










“Afganistan’da Aşure Günü etkinliklerine katılan Şiileri hedef alan iki bombalı saldırıda, aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu en az 58 kişi öldü…



Taliban, Afganistan’da hüküm sürdüğü 2001 yılına kadar Aşure Günü etkinlikleri düzenlenmesini yasaklamıştı…


Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Kabil ve Mezar-ı Şerif'te düzenlenen saldırıları kınayarak, ülkesinin ilk kez önemli bir dini günde bu kadar korkunç terör eylemlerine sahne olduğunu söyledi.”



06 Aralık 2011 Salı. http://www.gazete5.com/haber/kabilde-asure-gunu-katliami-34-olu-son-dakika-haberleri-169220.htm


Yukarıdaki fotoğrafta görünen, günlük yaşam mücadelesinde olan, küçük olaylarda mutluluklar arayan zayıf, savunmasız kadın ve çocuklara yapılan vahşet, insanlığın erişmiş olduğu uygarlığa, bilime, akıl ve mantığa hiç uymamaktadır. Böyle bir uygarlık, bilim, akıl insanlığın en ilkel dönemindeki uygarlık, akıl, bilim ve mantığından daha ilkeldir. Hiçbir öğreti, siyasal düşünce, inanç, düşünce bu vahşetin bahanesi, nedeni olamaz. Bu düşünceler, öğretiler, inançlar, siyasal anlayışlar ancak uzaktan programlanan, zihinleri uzaktan denetlenen makinelerde olabilir.


El Kaide’nin Afganistan’daki iktidar gücü olan Taliban’ın, bu vahşeti halkına karşı gerçekleştirmesi insanlığın ilkelliğinin en aşağı örneklerinden biridir. Ancak, onların anlık yapısını uzaktan denetimleyen güçler, bütün ulaşmış oldukları bilime, ussal güce, uygarlığa karşı Taliban’dan, El Kaide’den daha ilkel yaratıklardır.


EL KAİDE VE ZİHNİN UZAKTAN DENETİMİ:

Ünlü elektrofizikçi biliminsanı Nikola Tesla 1898 yılında, radyo dalgalarının varlığını ve radyo alanındaki çalışmalarını göstermek için ilk kez uzaktan denetimle yönlendirme deneyini gerçekleştirir. Dünyanın ilk radyo dalgaları ile uzaktan kumanda edilen kontrollü cihazı olan bir botu, New York’un merkezinde kurduğu yapay bir havuzda yüzdürmeyi başarır. Tesla radyo dalgaları ile uzaktan yönlendirme, komuta etme teknolojisini birçok araçta dener ve kablosuz uzaktan kumanda tekniğinin patentini alır. Nikola Tesla’nın asıl hedefi uzaktan kumanda edilen mekanik insanlar oluşturmaktır.
 İnternette rakmanenuff adlı bir blogçu, “ Zihin Kontrolü ve Silahların Geleceği,” adlı bloğunda Nikola Tesla’nın buluşlarının günümüzde insan beynini etkileyerek insanları birer makine gibi uzaktan yönlendirebilme uygulamalarının gizli sonuçlarını bilimsel dayanaklarıyla açıklamaya çalışmıştır. Bu açıklamaların ve bilimsel sonuçlarının tümü Nikola Tesla’nın elektron dalgalarının görünmeyen, kablosuz iletimi ve bu elektron dalgalarının dalga boyları farklılığı, titreşimlerinin sayı ve biçim yönünden farklılıklarını ve bu farklılıkların doğada canlılar ve cisimler üzerine etkilerinin sonuçlarını ortaya koyan deneylerini kapsar.


“gözlerinizle gördüklerinizi bilgisayar ekranına yansıtmanız mümkündür. Bu işlem, talamusdaki, gözle görülenlerin yönetildiği ve yorumlandığı LGNleri (Lateral Geniculate Nucleus) bölgesini hafifçe uyarılmasıyla gerçekleştirilir. Bunun yanında retina nakli ve kör birine tekrar görme yeteneği verebilen nakiller yapılmaktadır.” Bu insan beyninde oluşan bir tasarım, düşünce, imge görünümünün, diğer insan ve canlıların beynine de özdeş olarak elektron dalgaları ile aktarılarak oluşturulabildiğini bize anlatır.


“Yapay (takma) organlara sahip insanlar, beyinlerine yerleştirilen BrainGate[3] çipleri sayesinde robot kolları ve bacakları hareket ettirebilmektedir. Sibernetik[4] nöroteknolojik, iki beyin yarıküresi arasında bağlantı ve bilgi akışı, tele kayıt (uzaktan kayıt), telestimülasyon (uzaktan uyarım), elektronik beyin haritası, telemetri (uzaktan ölçüm), nörogörüntüleme, kablosuz beyin uyarımları bu uygulama sonrası gerçekleştirilebilmektedir. Bir tuz tanesi büyüklüğündeki mikroçip, insan beynine yerleştirilebilir ve bu, o kişiyi uzaktan yönetmek için yeterlidir.”


“Elektromanyetik enerji ile bir kişiyi uzaktan telkin altına alabilir, sakatlayabilir ya da öldürebilirsiniz.”
 "Elektromanyetik enerji ile bir kişiyi uzaktan telkin altına alabilir, sakatlayabilir ya da öldürebilirsiniz.
 “. Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz.

Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür. Timothy McVeigh[11 in uzaktan idare edildiği ve suikaste programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hessin birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır”.


Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı[12] , yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hzlik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans). Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder. Mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin[13] kullanmış etkisi verilebilir.

 
İbadet eden kişilerin beyinlerinin ilahi bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz.”


Tüm bu açıklamaların bilimsel dayanakları vardır. Bu açık, somut bilimsel bilgilere erişmek ve açıklığa çıkarmak belirli düzeyde bilimsel bilgi ve deneyime, kültüre sahip olmayı gerektirir.


Rakmanenuff adlı kişi, Google’da arandığında karşılığında http://rakmebnenuff.blogspot.com, Tamsir’in internet sitesi karşımıza çıkar. Bu kişinin gerçek kimliği ise Agus Santoso Tamsir’dir. A.S.Tamsir’in blogları incelendiğinde, zihin denetimini ve sonuçlarını çok iyi araştırmış olan, sonuçlarını çok iyi bilen biri olduğu görülür. Batı dünyası içinde kurulmuş olan gizli örgütleri (İlluminati, Satanizm..vb) Yahudilerin Mason örgütlenmelerini çok yakın araştırarak, uzaktan zihin denetimi ile insanları istedikleri biçimde köleleştirdikleri, yeni bir Firavunlar Çağı oluşturdukları düşüncesindedir. Batı dünyasının bilimsel-teknolojik alanda ve toplumsal örgütlenme biçeminde ulaştığı son durumu konusunda bu düşüncelere sahip olan A.S. Tamsir, kendisi aşırı İslamcıdır; şeriatı bir yönetim modeli olarak benimseyenlerdendir. Batının uzaktan zihin denetimine karşı mücadele ancak islam dini ile insanları kumanda ederek, uzaktan zihinlerini bu ideoloji ile denetleyerek gerçekleştirilebilir. Agus Santoso Tamsir’in görüşlerini, dünyaya bakış açısını bazı bloglarından anlamaklayız: Şeyh Ahmed Yasin (Filistin Hamas) Anısına, Hizbullah Niçin Kazanmalıdır, Filistin Lübnan Hizbullah, HAARP Projesi, HAARP Teknolojisi, Masonlar, Satanizm-5 Yüksek Benlik Reptilianlar 1 , İlluminati ve Yeni Dünya Düzen, Firavun:Din Ve Devlet-Şeyh Hamza Yusuf; Yusuf İslam-Sevgili…


Rakmanenuff,un Hizbullah ve benzer aşırı İslamcı örgütler olan Taliban’ın, El Kaide’nin ilkelerini benimsediğine kuşku yoktur. Taliban topluluğunun, Afganistan’ın 1979 yılında Sovyet ordusu tarafından işgali sonrasında, işgale karşı direnişi, ABD, İran, Suudi Arabistan tarafından her türlü ideolojik savaş ile her türlü askeri yardımlarla ve parasal kaynaklarla desteklenmiştir. İdeolojik bir ayrışma oluşturularak Sovyet Rusya’ya karşı savaşta Tüm İslam dünyası tarafından güç birliği sağlanarak, her türlü askeri ve maddi yönden taraf kazanılmıştır. Bu büyük gücün direnişi karşısında Sovyetler Birliği l988-9 yılları içerisinde Afganistan’ın işgaline son verir. İşgalin sona ermesinden sonra başlayan iktidar kavgasını Taliban kazanır. Taliban yönetiminin katı şeriata dayalı yönetim anlayışı kadınlara burka giyme zorunluluğu getirir, iş yaşamını yasaklar, kız okulları kapatılır. Erkeklere sakal bırakma zorunluluğu getirilir, uzun saç yasaklanır. Böyle katı din anlayışına dayalı bir yönetim, 11 Eylül 2001 yılına kadar, Batılıların çıkarlarına, yönlendirmelerine uygun olduğundan desteklenir. Ancak Taliban’ın ideolojisi, salt Batılılar tarafından yönetilmeye, denetlenmeye, kullanılmaya elverişli bir düşünce sistemi değildir. Bu çağdaş döşünce anlayışından uzak düşünce yapısı Ruslar tarafından da etkin olarak düşmanlarına karşı kullanılmaya elverişlidir. Anlığın uzaktan yönetilmesi teknolojisine, salt ABD sahip değildir; Rus bilim insanları, yönetim kadroları, ABD’nin bilim ve teknolojisinden ileri düzeyde sahiptir. Taliban ile aynı düşünce yapısına sahip, Afganistan’da iktidarı paylaşan, birbirlerine destekleyen El Kaide örgütünün 11 Eylül 2001 saldırıları, bu anlık denetiminin, yönlendirmesinin sonucudur. Anlığın uzaktan Yönetim teknolojisinin Taliban ve El Kaide kadrolarının anlıklarını, islam ideolojisinin etkisi altında en yetkin kullanarak eylemlerini denetim altında istenilen hedeflerde yönlendirmesidir.

“El Kaide, 1988 yılında, Sovyet birlikleri ile savaşmak amacıyla, soğuk savaş döneminde SSCB'nin Afganistan'ı işgal edebileceği öngörüsü üzerine kurulmuştur. SSCB’nin Afganistan'ı işgali sırasında Afgan topraklarını korumuştur. Fakat Soğuk Savaş sonrasında yüksek gücüyle denetimsiz kalan El-Kaide Terörist faaliyetlere girişerek kendisine ana felsefe olarak İsrail'in yok olması ve Müslüman ülkelerde halifelik inancı altında büyük bir devlet kurma inancını benimsemiştir. El-Kaide Dünya üzerinde birçok terörist eylemden dolaylı veya direkt sorumlu tutulan köktendinci bir silahlı örgüttür. Liderliğini Usame Bin Ladin'in yürüttüğü düşünülen bu örgüt dünyanın birçok ülkelerine yayılmış çok sayıda hücrelerden oluşmaktadır.” http://tr.wikipedia.org/wiki/El_Kaide


El Kaide terör örgütü bugün de, dünyanın her ülkesinde, insanların beyni denetim altına alınarak taraftar bulmaktadır. Bu üyeleri her tür meslekten pilot, bankacı, esnaf, memur..vb olabilmekte ve bu üyeler her türlü şiddet eylemine yöneltilmektedir. TBMM’ne saldırı düzenlemek üzere yakalanan taraftarları da olabilmektedir, banka soyma hazırlığında, kalabalık meydanlarda halka ateş açarak saldıranları da.


UZAKTAN ANLIK DENETİMİNİN ETKİLERİNDEN BAĞIMSIZ OLABİLMEK:

Zihin denetiminin etkilerinden bağımsız, özgür; insanların kendi istençleri ile devinim ve davranış sahibi olabilmesi için, her şeyden önce tüm bireysel ve toplumsal duygulanımların etkilerinden sıyrılmış, ideolojilere göre eylemde bulunmaktan kurtulmuş olmak gerekir. Özellikle dinsel ideolojiler, zihin denetimi teknolojisine sahip olan güçlerin kullanabileceği en elverişli düşünsel-duygusal yapılardır. Duygu içeriği yoğun düşünsel dizgeler, eyleme yönelmeye daha hazır, istek dolu yapılardır. Bu istenç ve bilinç elde edilemediği sürece, zihnin elektronik dalgaların etkisinden kurtulması olanaklı değildir. Tersi durumda, fizyolojik ve biyolojik, kimyasal ve toplumsal ne kadar elektronik dalgaların etkisi altında kalınsa da, zihnin denetiminin, yönetiminin ele geçirilmesi olanaksızdır. Biyolojik ve fizyolojik olarak varlık üzerine etkide bulunabilirler ancak sağlam uslamlama yapısına sahip, karşıtlık mantığının kaosundan arındırılmış mantık ilkelerine ve bilimsel ilkelere sahip, nesnel olarak düşünen bir anlığı ele geçirerek yönlendiremezler. Böyle bir anlık, eylemlerini sıkı disipline ederek, belirli gün ve saatlerde denetleyerek doğru ve yanlışlarını ortaya koyar. Yanlışlar davranışlarını ortaya çıkarır ve hemen geçer, doğru davranışlarını, karşısında olduğu kişilerin beklentileri doğrusunda olsa da, kendi ve toplumunun yararı yönünde olduğunu belirlediğinden sürdürür. (Bknz, Gizli Örgütler, Tarikatlar ve UFO Olgusu; Bireysel ve Toplumsal Duygulanımların Nedenleri ve Sonuçları (2), www.iinci.blogspot.com.)


06/12/2011 tarihinde, bir aşure günü anmasında, masum, korunmasız çocukları, kadınları hedef alan bombalama vahşetinde bu dinsel- ideolojik nitelikli, uzaktan anlığın yönetilmesini görmekteyiz. Bu vahşeti yapan anlayış, düşünce ve siyasal bakış açıları tüm insanlığın düşmanıdır. Böyle bir bilim, uygarlık, düşünce insanlığa ait değildir ve böyle bilime bilim, bilim insanına bilim insanı uygarlığa uygarlık, denemez. Tüm bilim insanlarının, aydınların, uygar toplumların bu vahşetlere yol açan güçleri karşı durması, kararlılıkla mücadele etmesi, yılmaması gerekir.  "Dizgeselcinin” de yapmaya çalıştığı budur.









İsmail İNCİ, 15//12/2011
www.iinci.blogspot.com
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com