25 Şubat 2012 Cumartesi

DUYUSAL ALGILAMALARA VE KAVRAMSAL ALGILAMALARA BAĞLI EĞİTİMİN NİTELİKLERİ

EĞİTİM ÜZERİNE



“Eğitimin İki Ana Yönü ve Temel eğitim:


Öğrenerek edindiğimiz bütün bilgilerimizin kaynağını iki bölümde inceleyebiliriz: Birincisi, doğrudan doğruya duyularımızın nesnelerle ilişkisi sonucu edindiğimiz bilgiler; ikincisi, dolaylı olarak nesnelerin tanımlanması ile edindiğimiz bilgiler.




Her iki öğrenim biçiminde de öğrenimin gerçekleşebilmesi için temel bir eğitim ve öğretim süreci gerekir. Bu süreç, dış dünyanın temel niteliklerinin tanınmasını ve öğrenilmesini içerdiğinden daha çok dış algılamaya dayanır. Temel eğitimde ve öğretimde bu ayırıcı nitelik nedeniyle görgü ve kılgı ağırlıklı eğitim zorunluluğu vardır.

Temel eğitim ve öğretim sürecinde, toplumun üretim gereksinmelerinin karşılanmasının koşulları hazırlanırken, iyi bir toplumun oluşma ve sürmesinin koşulları da dikkate alınır.



Eğitimin İki Ana Amacı:


Eğitimin iki genel amacı ve hedefi vardır. Bu amaçlar da birbirinden eğitim yöntemleri ile ayrılır. Birincisi halkın toplumsal eğitimidir. Bu eğitim ile amaçlanan özet olarak bireylerin yasalara bağlı, iyiliksever, dürüst, çalışkan, birbirine saygılı kişiliklerde birer yurttaş olmalarıdır. İkinci amacı, yurttaşların işbölümlerine uygun mesleki eğitim görmeleri ve bu yönde eğitilmeleridir.






Toplumsal Amaçlı Eğitim (İdeal Toplumların Oluşturulması ve Korunmasında Eğitimin Rolü):


Toplumsallaştırma amaçlı eğitimde iyi davranışlar, dünyaya gelişten itibaren model (örnek) davranış ve alışkanlıklarla kazandırılır. Çocukluk çağından başlayarak bu eğitimin verilmesi amacı, çocuklukta henüz hiçbir bilgi girişi bulunmayan belleklere bilgilerin yerleştirilmesinin kolay ve aynı zamanda kalıcı nitelikte olmasıdır, çünkü; verilen bilgilerin, varolan bilgilerle karşılaşma ve çatışma, durumu yoktur. Toplumsal amaçlı eğitimle, ilk girilen bilgilerin iyi yurttaşlar oluşturulması yönünde verilmesiyle, çatışmasız olarak veriler alınıp belleklendiğinden, kalıcı davranış biçimlerinin ortaya çıkarılması kolaylaşır. İleriki çağlarda girilmeye çalışılacak bilgiler, yerleşmiş olan bilgilerin çatışmasıyla reddedileceğinden davranışların değiştirilmesi (bozulması) da zor olacaktır. Toplumsallaşma amaçlı eğitimin bozulmaması, niteliklerini koruması için ise iyi ve olumlu örnek ve modellerin etkilerinin sürüyor olması gerekir. Bu somut etkilerin yanında toplumsal yaşama ilkesinin mantığına aykırı kuramsal bilgiler, oluşan toplumsal eğitimin niteliklerini bozacak yönde etkili olmamalıdır. Kötü örnek ve modellerin sonraki toplumsal gelişmelerle iyi modeller olarak ortaya çıkarılması, toplumsal değer verilerek yüceltilmesi toplumsal amaçlı eğitimin en büyük yıkıcı öğeleridir. Bu tip toplumsal çelişkiler, ideal toplumların oluşumunu ortadan kaldırır. İyi modellerin evrensel niteliklerinin korunması gerekir.

Toplumsal Amaçlı Eğitim, tüm mesleklerin eğitiminde önceden alınmış olması gereken “ortak eğitim”dir.
Her iş alanı (sanat), toplumda gereksinmelerin karşılanması ile ilgili işinin niteliklerini yerine getirirken, bu davranış nitelikleri, aynı zamanda üzerine düşen ahlaki görev niteliklerini de içermesi gerekir. Çünkü, toplum yaşamı karşılıklı dayanışmayı, birbirinin çıkarlarını korumayı, birbirine en iyi hizmeti vermeyi gerektirir. Yani iyilik ve yardımlaşma, aldatmama, çalmama, çalışkan olma, büyüklere saygı olma, küçükleri koruyup kollama gibi ahlaki erdemin temel ilkeleri öğrenmeyi gerektirir. Bu erdemler ise, toplum içinde birey doğduğu andan itibaren usa pratik yaşam içinde, beş altı yıl gibi kısa zaman dilimi içinde, diğer sanatları ve sanatlarla ilişkisini öğrenmeden yerleştirilir. Bireyin istençli olarak öğrenmeye başladığı yaşlarda, diğer sanatların eğitimini alma aşamasına geldiğinde, ahlaklı mesleki davranış biçimlerinin bilgileri (ahlaki erdemler sanatı) usta içselleşmiş (alışkanlıkla altbilgince yerleşmiş) olarak bulunur.
İyi örnek ve modeller gösterilerek ve göz önünde olunarak erdemli toplum bireyleri toplumda yetiştirilir. Toplum bireylerinin bir işkolunda kendi işlerini yapmaları, işlerini benimsemeleri, başka işkollarının gelirlerine kıskanarak uzanmamaları; hırsızlık ve sahtekârlık, yalancılık yapmamaları, bireylerin bir meslek sahip olacak gerekli eğitimi almaları; bireylerin aralarında iyi ilişkiler kurulmasının ve bu ilişkilerin sürmesinin öğretilmesi… vb bu temel eğitimin toplumsal yönüdür. Bu eğitimin sağlanması ise toplumu yöneten lider ve iktidarların görevidir. Bu temel eğitim sürecinde toplumda adalet inancı ve duygusu yerleştirilirken, toplumun üretimle gereksinmelerinin karşılanmasının temelleri de atılmış olur.” (Bk. www.iinci.blogspot.com, KURAMSAL(BİLİMSEL) MESLEKLERİN EĞİTİMİNİN NİTELİKLERİ, 30/04/2011)


Ahlaki kuralların, dinsel temelli bilgilerin toplum tarafından, bireyin doğumundan başlayarak yaşamın içinde öğretilmesi ve öğrenim çağına girince okul yaşamı içinde, bilgilerin öğrenilmesi sürecinde ahlaki erdemlerin öğreniminin sürmesi nedeniyle bireylerin tüm öğrenim süreçlerini ‘İmam Hatip’ okulları ile tek tipleştirerek ahlaki ve dinsel kuralları vermeyi hedeflemek yanlıştır. Bu tip bir eğitim-öğretim modeli öğrenimi baskı altına almak demektir. Özgür nitelikte olan öğrenme ve eğitimin, toplumda başarılı olması, istenen gelişmeyi sağlaması bu tip eğitimlerde beklenmemelidir. Bir toplumda bu tür eğitimi isteyenler, o toplumun gelişmesini istemeyen düşman toplum ve topluluklar olabilir.


Öğrencilerin belirli yeteneklerinin, eğilimlerinin; dış algılama (pratik sanatlar öğrenimi- duyusal algılarla öğrenme) ve iç algılama (kavramsal algılama-kuramsal öğrenme) yetenekleri ve yatkınlıkları, temel kavram ve duyusal algı öğrenim sonucunda ortaya çıkar. Bu sürecin, genel deneyim ve gözlemler sonucunda öğrenimin beşinci yılından sonra gerçekleşebildiği görülmektedir.

 
Üçüncü Eğitim ve Öğretim Biçimi: Dış Algılama ve İç Algılama Yeteneğinin Ortak Gelişmesi:


Bazı mesleklerin kılgısal ağırlıklı ve dış algılamaya bağlı olmalarına rağmen, kuramsal bilgileri, diğer mesleklerle bağıntıları ve deneyimsel algılama sayıları çoktur. Terzilik, Motor makinistliği, elektrikli araçlar onarımı..vb
Bu kılgısal ağırlıklı olan mesleklerin tıp, makine mühendisliği, ziraat mühendisliği, elektronik mühendisliği gibi daha ileri eğitim gerektiren mesleklerle ayrımları çok değildir. Bir meslek tümel olarak birçok bilgiyi içerirse, birçok bilimlerle bağlantılarında eğitimi ve öğretimi verilirse o meslek kuramsal (bilimsel) meslekler alanına girebilir. Tıp bilimi eğitimi gören öğrenciler de dahil olmak üzere birçok yüksek öğrenimi gerektiren iş alanları, gerekli tümel olma niteliklerini sağlamadıkları taktirde birer el sanatından öteye gidemezler. İş görme aşamalarında doğru yol ve uygulamaları bulmada başarılı olamazlar.” Tıp sanatı ile… Kavrananlar yalnızca pratik için ortaya konulmuş olan şeylerdir( bilgilerdir). İstenilen amaç (tümel kavrama amacı) gerçekleştiğinde ise, bu bilgiler ilintisel duruma düşerler. Ama eğer eşyanın tümünü tanıma isteği, pratik sanatlardan bir sanatın amacı durumuna gelirse o zaman bu sanat başka tür bir sanat olur….”(s.158, , Siyasete Dair Temel Bilgiler, İbni Rüşt)


Dış Algılama ve İç Algılama Yeteneğinin Ortak Olarak Bulunduğu Mesleklerin Temel Eğitimlerinin Seçimi:


Kuramsal(bilimsel) meslekleri kılgısal(pratik-sanatsal) mesleklerden ayırıcı nitelik, kuramsal, tanımsal bilgileri ve diğer mesleklerle bağıntılı kuramsal bilgilerinin çok daha fazla ve çok daha çeşitli alanlarda olmasıdır. Bu nitelikleri gereği özellikle teknik alanlardaki bilimsel mesleklerin temel eğitimleri; kılgısal, görgüsel olan mesleklerin eğitimlerinden gelmesi, bilimsel uygulamalarının başarısını arttırır.
Bu noktada tüm pratik sanatlardan, özellikle bazı ana sanatlardan kuramsal us ve yeteneğe sahip bilimsel mesleklere geçme olanağı vardır. Bir sanatı diğer sanatların ilişkileri, bağlantıları, varolan bilgileri ile birlikte tümel kavrayarak edimsel olarak o sanatı gerçekleştirmek, teorik usun yeteneklerini ortaya çıkarır. Marangozluk, kaynakçılık, motor makinistliği… vb değil ama makine mühendisliği, gıda mühendisliği, bilgisayar mühendisliği veya toplumsal alanda toplumbilim, iktisat, işletme… vb eğer salt kendi alanları ile sınırlı bilgilerle yapılan bir sanat düzeyinde ise bu bilimsel bir sanat yani teorik usun yetenekleri alanına giren bir eğitim alanı değildir, bir alt sanat gibi ( her alanda yerine getirilen işçilik meslekleri) bir sanattır. Ancak bir iktisat sanatı, diğer sanatların bilgisi ile kavranarak yapılırsa tümellik niteliği ve teorik usun niteliklerini taşır. Bu iktisat biliminin bilgilerinin bağlantılarında varlığın diğer tüm bilgilerinin bağlantısı, ortaklıkları, ilişkilerinde tümel gerçekliğin bilgisine ulaşma amacı taşınır. Felsefe, fizik, kimya, toplumbilim, ruhbilim, tıp… vb ile bağlantıları, ortak gerçeklikleri araştırılarak tümel gerçekliğe varılır.
Meslek liselerinde alınan pratik sanatların temel bilgileri, üniversitelerde teorik usun gerektirdiği aynı sanatın tümel eğitimi ile pekiştirilerek daha iyi eğitim sağlanmış olur.” ( (Bk. www.iinci.blogspot.com, KURAMSAL(BİLİMSEL) MESLEKLERİN EĞİTİMİNİN NİTELİKLERİ, 30/04/2011)


 
Doğal olarak bu aşamaya (kuramsal-bilimsel mesleklerin eğitimine) girecek olan uslar, doğalarında teorik usun niteliklerini taşıyan uslar olacaktır. Diğer bireyler, zorunluluktan kaynaklanan, gereksinimleri dolaysız karşılama ediminde bulunacak olan iş alanlarında çalışmak üzere eğitimlenecek ve çalışma yaşamına gireceklerdir. Teorik usun ise eğitimi ve öğretimi ileri aşamalarla sürdürülecektir. Eğitimde yapılacak bir reform bu yönde olmalıdır, eğitimin toplumsal gerçeklikle uyumlu olarak izlemesi gerektiği yol da budur.






İsmail İNCİ, 25/02/2012

http://www.iinci.blogspot.com/
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com