13 Mart 2012 Salı

4+4+4 AŞAMALI EĞİTİMİN 6+3+3 AŞAMALI OLARAK YASALAŞMASI DOĞAL ÖĞRENME YASALARIYLA DAHA UYUMLUDUR

YENİ EĞİTİM YASASININ DOĞAL ÖĞRENİM SÜRECİ İLE UYUMLULUK SINIRLARI VE PARTİLER ARASINDA UZLAŞMAZLIK NEDENLERİ






“Bir varlığın bilgisini elde etmek isteyenler için bilinmesi gereken üç şey vardır. Bilim dördüncü şeydir. Beşinci olarak da, tanınanı, gerçekte var olanı saymamız gerekir. Birincisi ad, ikincisi kavram, üçüncüsü imge, dördüncüsü de bilimdir. Bu söylediğimi anlamak için bir örnek verelim, her şeyi bu örnekle karşılaştıralım. Daire denen bir şey vardır; adı da şimdi söylediğim sözcüktür. Sonra, dairenin, ad ve eylemlerden kurulmuş bir kavramı vardır; bütün uçlarının odağa eşit uzaklıkta olduğu şey; işte yuvarlak, çember, daire denen şeyin kavramı. Bundan sonra resmi çizilen, sonra silinen; tornayla yapılan, sonra bozulan nesne gelir; oysa bütün bunlarla ilgili olan dairenin kendisi bu değişmelerin dışındadır; çünkü o, ayrı bir şeydir. Dördüncü şey, bu nesnelerin bilimi, akılla kavranması ve onlar konusundaki doğru kanıdır. Bunlar aynı türdendir ve sözde ya da madde biçimlerinde değil, ruhta bulunurlar. Onun için bunların daireden ve demin sözünü ettiğim o üç şeyden başka bir özde oldukları açıkça görünür. Bunların yakınlık ve benzerlik bakımından beşinciye en çok yaklaşanı, akılla kavramadır; ötekiler daha uzaktır.” (PLATON, Mektuplar)

Platon’un varlığın bilgisini elde etme, eşdeyişle öğrenme sürecinin beş aşaması vardır. Ancak Bu aşamaya gelme süreci eşdeyişle öğrenme sürecinin başlamasından önce varlığı “tanıma” süreci, eşdeyişle” yaşam bilgisi” süreci bulunmaktadır. Bu süreç, insan yaşamının bebeklik çağından başlar, çocukluk çağının son yıllarına değin sürer. Ergenlik çağında yaşam bilgisinde olgunlaşarak, varlıkları tanıma sürecini genelde bitirmiş olarak salt kavramlarla öğrenme sürecine, Platon’un varlığın bilgisine beş aşamalı olarak ulaşma sürecinin en son aşaması olan beşinci aşamaya gelir.
Varlıkların imgelerinin (Platon’a göre üçüncü aşama), imgelerinin sözcüklerle iletişiminin sağlandığı adlarının(Platon’a göre birinci aşama), bu adların tanımlarının (Platon’a göre ikinci-kavram aşaması) tanınması çağının sonunda dördüncü aşama olarak bilim aşaması, bilme aşaması başlar, Bilim aşamasında insan ancak öğrenime başlayabilir. Bundan önceki aşamaları varlıkları “tanıma aşaması” olarak adlandırabiliriz. Dördüncü aşama ile bilme öğrenme aşamasına gelmek için belirli bir bilgi birikimine sahip olma zorunluluğu vardır. Bilim aşamasından sonra gelen en son aşama, bilinenlerden bilinmeyenleri bilme aşaması olan salt us ile kavramadır. Bu son aşama, teorik bilimlerin öğrenilmesi, aşamasıdır. Mantık, felsefe, ilahiyat, hukuk, edebiyat, matematik, siyasal bilimler, kuramsal fizik..vb. bilimlerin alanı bu öğrenme yeteneği alanına girer. Ancak her bilimsel disiplin bu öğrenme yeteneğinden de pay alır.

Bilim aşamasına gelen öğrencilerin eğitimlerinin alanlarının belirlenmesi, bu aşamadaki yeteneklerine, eğilimlerine, yatkınlıklarına bağlı olarak gerçekleştirilir ve ortaya çıkan bu niteliklerle uyumlu olarak gerekli yönlendirmeler yapılır.

En son eğitimin yasa ile düzenlenmesi sonucu, beş ve altı yaşlar anaokulu aşaması sayılarak, bilim aşaması 4 yılın sonunda başlatılması yasalaştırılmak istenmektedir. Dördüncü yılın sonunda veya ikinci dört yılın içinde, yetenek ve ilgi alanlarının belirlenerek bilme, öğrenme aşamasının başlaması yasal düzenlemesinde doğal öğrenme yasalarının insan yasaları ile bir zorlanması vardır. Bu doğal öğrenme süreçlerinin zorlanarak bilim yaşının ilk dört yıla indirme amacının arkasında, muhalefetinde belirttiği gibi 28 Şubat 1997’de eğitim sisteminin zorunlu sekiz yıla çıkarılmasının değiştirilmesi isteği vardır. Oysa eğitim sisteminin 28 Şubat tarihinde zorunlu sekiz yıla çıkarılması, eğitime verilen büyük önem ve değerdendir. Postmodern Darbeci örgütlerin kasıtlı eylemi olarak görme düşüncesinin bırakılması gerekir. Eğitimde yapılan bu yasal düzenleme, çağın doğal öğrenme sürecinin getirdiği bir yasal gerekliliktir; eğitim sisteminde önemli bir ilerlemedir.


Eğitimdeki bu gelişmenin, ilerlemenin dinsel eğitimin ortadan kaldırılması, önünün kesilmesi olarak görülmesi; bu görüş sonucu bugün zorlama ile bilim yaşının(alan seçiminin) ana okul sonrası ilk dört yılın sonuna indirilmesi, muhalefet partilerinin şiddetli karşı gelişlerine neden olmaktadır. Bu doğal öğrenme süreci yasalarına karşı bir tutum ve eğitimde, gerileme olarak görülmektedir. İktidarın yasaları değiştirerek dinsel eğitim verecek okulları erken eğitime başlatma ereği, muhalefet partilerini uzlaşmaz karşı eylemlere götürmüştür. İktidarın bu yasal düzenlemesi ile henüz kavramsal öğrenme aşamasına gelmemiş; yatkınlıkları, eğilim ve yetenekleri ortaya çıkmamış çocuklardan, dinsel öğrenim alanlarının doğru seçimi de beklenmemelidir.


Milli Eğitim Bakanlığının yapmış olduğu araştırma sonucunda, %60 oranında görüldüğü gibi, bilim aşamasına gelme çağını ana okuldan sonra (yedi yaştan sonra), 6+3+3 olarak belirlemek doğal öğrenme süreci yasalarıyla daha uyumludur. Yasal düzenlemeyi de bu gerçeklikle uygun olarak yapmak, aynı zamanda muhalefetle uzlaşmayı da getirir.








İsmail İNCİ, 13/03/2012
http://www.iinci.blogspot.com/
bgi.inci@mynet.com
bgi.inci@hotmail.com