29 Temmuz 2012 Pazar

EVRENSEL BİR MODEL OLARAK AVRUPA BİRLİĞİ




AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK PARA BİRİMİNE GEÇİŞ AŞAMASI SONUCUNDA EKONOMİK VE SİYASAL DURUMU, DÜNYA SİYASET VE EKONOMİSİNİN GELECEĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ [3]

 



Ülkelerin paralarının değereşitliği ( paritesi )  ve dışsallık yeteneği dünya piyasalarındaki mal ve hizmet satın alımlarına bağlı olarak gerçekleşir. Ekonomik yasaların işleyişini hiçe sayarak, birtakım siyasal amaçlara ulaşmak için siyasi erkin iradesinin ekonomik olaylar üzerinde yeterli olacağı düşüncesi yanlıştır.  Avrupa birliğinin, her bir üye ülke para birimi için paranın dışsallığının oluşmasının koşullarını sağlamadan, salt parasal birlik ile gerçek piyasa ve toplumlar arası uyumunun (entegrasyonunun ) sağlanacağı düşüncesinin yanlışlığı yaşanan deneyimle görülmüştür.

Rekabet gücü zayıf olan Yunanistan, İrlanda, Portekiz,  İspanya gibi üye ülkeler ortak para birimi Euro’ya geçmeleri sonucunda para politikalarını uygulama iradesini yitirmişler, devalüasyon ve faizlerle para değerini değiştirerek rekabet güçlerini arttıramamışlardır. Avrupa Merkez Bankasının kararı ile alınan ve tüm ortak üyeler tarafından uygulanan tek bir faiz rakamı, sanayi ve ticari yapıları farklı üye ülkelerin, ticaretini, üretimini, yatırımını olumlu ve olumsuz yönlerde ayrı ayrı etkilemektedir. Sanayileşmesini tamamlamış durumda bulunan üye ülkelerin vereceği tepki ile sanayileşme aşamalarında bulunan üye ülkelerin faiz oranlarındaki değişikliklere vereceği tepki ayrı ayrıdır. Bu durum sanayileşme aşamasında bulunan birlik ülkelerinin ekonomilerini olumsuz olarak etkileyerek cari açıklarını arttırmıştır. Birlik Fonları ile bu uyumsuzluğun aşılması politikaları bu ülkelerin borçlanmalarının daha da artmasına neden oluşturmuş: Dışsatıma yönelik ve kendi kendine yeterli olacak üretici güçlerini geliştiremediklerinden, büyük bütçe açıklarıyla karşı karşıya kalmışlardır.

Avrupa Birliğinin Siyasal ve Ekonomik Yasalarla Tam Uyumlu Olarak Bütünleşmesi:
Avrupa birliği ülkelerinde ABD’de olduğu gibi gerekli mali politikalarla piyasaları destekleyecek merkezi bir yönetim ve bütçenin bulunmaması, ekonomik gelişmişliği ve ekonomik performansı düşük üye ülkelerin kamu açıklarını karşılayamayacak duruma gelmelerine ve Yunanistan ekonomisinde görüldüğü gibi iflasa gitmelerine neden olmuştur.

Avrupa birliğinin bu görünümü birlik içinde uyumun temeli olan ekonomide uyumun sağlanamadığını, tersine birliğin dağılma aşamasına gelmesine neden olduğunu göstermektedir. 

Avrupa birliğinin bütünleşmesinin,  üye ülkeler arasında tam uyumun gerçekleşmesinin parasal birlikle;  Avrupa Birliği pasaportu, serbest dolaşım hakkı, sınırların kaldırılması, gümrük birliğinin kurulması, vergi uyumu ile sağlanamayacağı anlaşılmıştır. Vergi uyumu ve gümrük birliği,  tersine olarak üye ülkeler arasındaki ekonomik dengesizliği, rekabet gücü zayıf üye ülkelerin zararı yönünde bozucu etkide bulunmuştur. Rekabet gücü zayıf olan üye ülkeleri, sanayileşmesini tamamlamış, rekabet gücü yüksek olan ortak ülkelerin iç pazarı durumuna getirmiştir.
 
Uyumun tam sağlanması için ortak para birimine geçiş kararından önce, ulusal ekonomik ve siyasal düşünce farklılıkların ortadan kaldırılması, Avrupa ulusal bütünleşme siyasal düşüncesinin benimsenip uygulanması, bu uyum siyasetine bağlı olarak ortak bir bütçenin kabul edilmesi, gelir ve giderlerin ayrı ayrı ulusal bütçeler yerine bir tek bütçede toplanması gerekirdi. Ekonomik yasalara karşı olarak, salt siyasal düşüncelerle alınan kararların yanlışlığı zorunlu olarak ortaya çıkmıştır.

Avrupa Birliği Yurttaşlığı Bilincinin Öne Çıkarılması:
Tek tek ulusların siyasal ve ekonomik ilişkilerine dayanan bir dünyada bir ulusun tek bir uzmanlaşma alanında üretim yaparak ülke ekonomisini ayakta tutması çok risklidir. Bu alanda gücünü yitirdiğinde iflas ve yoksullukla karşı karşıya kalır. Bu nedenle bir yandan, her alanda kendi kendine yeterli olmaya çalışırken, diğer yandan birkaç ve daha fazla alanda uzmanlaşarak zenginleşmeye, kendini güven altına almaya çabalar.

 Ulusların birliğinin tam olarak gerçekleştirilebildiği Avrupa Birliği gibi Birliklerde, birliği oluşturan uluslarda böyle bir ekonomik çabaya gerek yoktur. Her ulusal bölge tek veya birkaç uzmanlık alanında ekonomik etkinlikte bulunabilir. İrlanda ekonomisinin emlak piyasalarında ve bilgisayar programcılığı, Yunanistan’ın denizcilik alanında ekonomik uzmanlaşmaya gitmesi..vb

Ekonomide uzmanlaşmaya gidilmesi, birlik içinde tam bütünleşmiş bir ekonominin oluşması durumunda riskli değildir. Uzmanlaşmaya giden üye ülke ekonomilerinin uzmanlık alanlarında yetersizlikler sonucu ekonomilerinde yeni uzmanlaşma alanlarına yönelme ve yeni üretim alanlarında piyasalara kendilerini kabul ettirmelerine değin, birliğin kaynakları tarafından desteklenmesi,  alınması gereken doğru kararlardan olacaktır.

 Avrupa birliğinin tam olarak sağlanması, uyumun tam olarak gerçekleşmesi;  üye ülkelerin gelir ve harcamalarının tek bir bütçede toplanması, bütün para ve mali yetkilerin tek bir elde toplanarak yönetilmesi ile sağlanacak siyasal birliğe bağlıdır. Vergi ve harcamaların tek bir bütçede birliğinin sağlanması, tek tek Avrupa birliğini oluşturan ulusların egemenlik haklarını Avrupa Birliğinin egemenlik hakkında birleştirmeleri ve kabul etmeleri; gerçek ulusal düşünce ve egemenlik hakkını Avrupa Birliği yurttaşlığında görmeleri demektir. Avrupa Birliği ideali ve Avrupa ülkeleri arasında barış, dostluk, kardeşlik bağları ancak bu eylemle gerçekleşir.
Ulusal ayrımların kaldırılması, tam bir siyasal birliğin sağlanması düşüncesinin gerçekleşmesi bir ideal amaç olarak kabul edilirken, diğer yandan ulusal duygu ve düşüncelerin teşvik edilmesi büyük bir çelişkidir. Birliğin uyumun gerçekleşmesi gelir ve giderlerin tekbir bütçeye bağlı olarak yürütülecek ortak para ve mali politikaların tek bir bakanlıkta toplanmasına ve birliğin ortak duygu ve düşüncesinin ulusal duygu ve düşüncelerin üzerine çıkmasına bağlıdır.

 Ulusların farklı kültürel değerlerinin korunması benimsenebilir ancak, ayrı ulusal kimliklerin öne çıkarılarak ulusal ayrımların yapılması Birliğin sağlanamamasına,  tersine, bozulmasına neden olur. Birlik üyelerini oluşturan ülkelerin ulusal duyguları ve ulusalcılık anlayışlarını, etnik ayrılıkları desteklememeleri, ulusal kimliklerle ayrım yapmamaları, Avrupa Birliği düşünce ve duygusu ile birbirine yaklaşması zorunludur.

Evrensel Bir Model Olarak Avrupa Birliği Düşüncesinin Gerçekleştirilmesinin Diğer Ülkeler Üzerine Etkileri:
 Küresel bir dünyada üretim ve tüketim merkezlerinin değişmesi tüm ülkelerde genel dengelerin bozulmasına da yol açmaktadır. Toplumlar insanlarının gereksinmeleri ve ulusal güvenlikleri yönünde, daha yetkinleşme isteğinin zorunlu sonucu olarak bireylerinin ve şirketlerinin yeteneklerini, uluslararası rekabet güçlerini kesintisiz arttırmaktadır. Uluslararasındaki bu ekonomik değişim, ekonomik çıkar çatışmalarını, aşırı rekabeti; gelecekte bu yarışa bağlı olarak savaşları ve dünyada bir kaosu ortaya çıkarması büyük bir olasılıktır.

Avrupa’nın endüstrileşmiş ülkelerinin içinde bulunduğumuz zaman diliminde sömürge politikalarına dayalı ekonomik anlayışlarını uygulamaları olanağı kalmamıştır. Ekonomilerini güçlendirecek deniz aşırı sömürge ülkeler keşfetme çağı da tarihte kalmıştır.

Dünyada bu ekonomik değişimlere bağlı olarak yarış ve çatışmaların artması, yeryüzü kaynaklarının verimsiz harcanması, ekonomik krizlerin daha sık olarak görülmesine neden olacaktır.

Geleceği öngören ileri görüşlü devlet adamları, siyasetçiler Avrupa Birliğinin gerçekleşmesini savunurlar; dar bakış açılı ve ilerisini göremeyen siyasetçiler bu birliğin gerçekleşmesini önemsemezler hatta karşı çıkarlar. Geleceği doğru olarak görebilen tüm devlet adamları, Avrupa Birliğini ve tüm ülkelerin bir araya geleceği bir birliği savunurlar. Bu anlayışta olan insanları için Avrupa Birliği evrensel bir modeldir.
Ülkelerin ve insanların önünde iki yol vardır: Ya ileride sık sık ortaya çıkan ekonomik krizlerle,  çatışma ve savaşlarla boğuşan, kaosa sürüklenen bir dünyada yaşanacaktır, ya da insanlar arasında birliğin, kardeşlik bağlarının oluştuğu; dünya kaynaklarının daha verimli kullanıldığı bir gezegen yurttaşlığının oluştuğu bir dünyada yaşanacaktır. Büyük devlet adamları ve siyasetçiler bu durumu gören kişilerdir.

Avrupa Birliği ve Gezegen Yurttaşlığı duygu ve düşüncesini öne çıkararak ulusal kimliklerini terk etmek en çok, geçmiş tarihte büyük etkilerde bulunmuş ulusal kimlikler ve bu kimliklere sahip olan devlet adamları için zor kararlardır. Ancak gelecekteki tarihi yeniden kuracak olanlar gerçek büyük devlet adamı, siyasetçi ve ulusal kültürlere sahip olanlardır.

İsmail İNCİ,  29/07/2012