16 Mart 2013 Cumartesi

LİKURGUS'UN SPARTA DEVLET YÖNETİM MODELİ VE EKONOMİK TOPLUMSAL SİSTEMİ




SOLON’UN AĞIR ZİNA YASASININ NEDENLERİ, ROMA VE SPARTA YASALARI İLE KARŞILAŞTIRILMASI VE LİKURGUS’UN ISPARTA DEVLET YÖNETİM MODELİ (2)


 

LİKURGUS’UN SPARTA DEVLET MODELİ:


Likurgus Sparta’ya döndüğünde ülke yine büyük bir karışıklı içindeydi: halkın krallara güveni ve inancı, saygısı yoktu; kral da halkı yönetmede zor durumdaydı. Salt bir iki yasa değişikliği ile düzenin sağlanamayacağını bildiğinden “ varolan düzeni baştan sona yeniden değiştirecek yasal değişiklikler” in yapılması zorunlu görünüyordu. Isparta’nın ileri gelenlerini ve kralı da yanına alarak yasalarını uygulamaya başlar.  Likurgus’un Isparta yönetim biçimi, bugün Krallıkla yönetilen Avrupa ülkelerinin monarşik demokrasi yönetimlerinin bir örneğidir.
 
Likurgus’un devlet yönetiminde getirdiği yeniliklerin önde geleni, kralın gücüne eşit bir gücü olan bir Yaşlılar Konseyinin (Senatonun) kurulmasıdır. Böylece Likurgus Platon’un da anlattığı gibi, devlete güvenlik ve ılımlılık getirmiş oldu. “Çünkü demokrasiyi dizginlemek gerektiği zaman yirmi sekiz senatör her zaman krallardan yana çıkarken, öte yandan saltık tekerkliğin getirilmesine karşı halkın gücünü desteklediler.” (s.16) Likurgus’tan sonra gelen krallar Likurgus’un modelini daha demokratikleştirerek halkla yönetim sorumluluğunu paylaşırlar. Bu düzenleme ile halkın tepkisinden uzaklaşan yönetimleri daha güvenli duruma gelmiştir. Ardılı krallar yönetimlerini daha ılımlı duruma, ” oligarşik öğenin getirdiği yasaları atanan eforların gücü ile denetlemeyi” getirerek sağlarlar. Atama ile gelen Eforların gücü, bugün varolan anayasa mahkemelerinin gücü olarak düşünülebilir. İktidarlarını korumak isteyen krallar, halkının görüşünü almak, adaletli olmak, yönetimi halkla paylaşmak zorundadır. Adaletli olabilmek için, yargılarında, kararlarında tarafsız olmalıdır. Yönetimde bu demokratikleşme ile İleriki tarihlerde Messene ve Argos halklarının başına gelen yıkımlar, Sparta krallarının başına gelmemiş ve Likurgus’un yönetim düzenlemesinin ne kadar öngörüce ve bilgece olduğunu göstermiştir:
“ Likurgus’un ölümünden yaklaşık yüz otuz yıl sonra, Theopompos’un hükümranlığı sırasında Elatos ve meslektaşları ilk eforlar olarak atandılar. Theopompos bir gün kraliçesi onu kraliyet gücünü çocuklarına onu atalarından kalıt aldığından daha küçük bir ölçekte bırakacağı için kınadığı zaman: ‘Hayır’, diye yanıtladı. ‘ daha büyük, Çünkü daha uzun sürecek. Çünkü gerçekten de aşırı istemlerin ılımlı sınırlara indirgenmesiyle, Sparta krallarının tüm daha öte kıskançlıklardan ve her zaman bunlara eşlik eden tehlikelerden kurtuldular ve hiçbir zaman Messene ve Argos’ta kralların başına gelen yıkımları yaşamadılar. Çünkü bunlar erklerini çok katı olarak sürdürdükleri ve halka birazını bile bırakmadıkları için sonunda tümünü yitirdiler.”
Petrark’ın her ne kadar her alanda övgüyle anlatmasına rağmen, Likurgus’un ekonomik- toplumsal sistemde getirmiş olduğu yeniliklerden başarı ile sözetmek olası değildir.
Likurgus’un Ekonomik Toplumsal Modeli:
Roma kralı Numa Pompilius, Likurgus’un askeri baskıya dayanarak varsıllık ve yoksulluk arasındaki ayrımlılığı, eşitsizliği önleyen yönetiminin tersine,  varsıllık elde etmenin her türlü yoluna özgürlük tanımıştır. Bu özgürlükle gelen, kişilerin yeteneklerinin ayrımlılığı sonucu ortaya çıkan büyük eşitsizlikleri, varsıllık-yoksulluk arasındaki ayrımlılıkları azaltmaya çalışmamış, tersine varsıllık kazanmayı bütünüyle kısıtlamasız bırakarak, yoksulluğun büyük ölçüde ülkede aşamalı olarak artışını hiçbir biçimde dikkate almamıştır.
Petrark, insancıl bir bakışla ancak ülkelerin gelişmelerini, refahlarının artışını bütün zamanlarda göz önünde gözlemlemeden Likurgus’un bu modelinden övgüyle söz eder: “Henüz insanların geçim araçlarında hiçbir genel ya da büyük eşitsizlik yokken ve insanlar aşağı yukarı aynı düzlemde yaşamayı sürdürürken, Likurgus’un yaptığı gibi hırsa karşı çıkması ve zararlarına karşı önlemleri onun alması gerekiyordu. Çünkü bunlar önemsiz şeyler değillerdi ve sonraki zamanların en yaygın ve en büyük kötülüklerinin tohum ve kaynağını oluşturuyordu.” (s.95)
 
 
Likurgus’un askeri güçle, başka toplumları köleleştirerek onları sömürmeye dayanan, halkına başka mesleklerde çalışmayı hor gören toplumsal sisteminde,  askeri eşitlik baskısı ile yurttaşlar arasında ayrı ayrı zenginleşmenin olması olanaksızdır. Ancak, askeri baskıyla başka toplumu sömürmeye dayanan sistemden, diğer tüm sanatlarla üretim yapmak için özgürlükler tanınırsa, sanatları yerine getirmede yeteneklerin farklılığı nedeniyle varsıllıklarla yoksulluklar arasında ayrımların ortaya çıkması önlenemez. Bu ayrımın isteklendirme (motivasyon) gücü toplumların ilerlemesinin, gelişmesinin formülünü oluşturur. Her alandaki sanatlarda yurttaşların özgür olarak üretim yapma ve ürettikleri ürünleri birbirleri ile değişim yapma yollarını açan bir toplumda sanatlar gelişir; gelişen sanatlara bağlı olarak uygarlık ve refah düzeyleri de gelişir. 
Likurgus devletin yönetim biçimini düzenlemesinden sonra en tehlikeli olan düzenlemeyi yapmak için harekete geçer. Bu düzenleme, halkın gelirlerinin eşitlenmesidir. Isparta’da halkın gelirleri arasında ürkütücü bir eşitsizlik olup, tüm varsıllı küçük bir azınlığın elinde toplanmıştır.
“Buna göre, devletten kibir ve haset, lüks ve suç, yoksulluk varsıllık gibi daha da derinlere kök salarak birer alışkanlığa dönmüş hastalıkları uzaklaştırabilmek için ve tümünün bir arada eşit bir koşulda yaşamalarını sağlayabilmek için yurttaşları mülkiyetlerinden vazgeçmeye inandırdı ve toprağın yeniden bölüşülmesi için onay aldı…Isparta kentine bağlı parçayı dokuz bin eşit parçaya böldü. Bunları yine o sayıda eşit Spartalı arasında dağıttı…
“Bununla yetinmeyerek, aralarında geriye istenmeyen hiçbir ayrım ya da eşitsizlik kalmasın diye taşınmaz mülklerini de bölüştürmeye karar verdi. Ama bunu açıkça yapmasının çok tehlikeli olacağını anlayarak bir başka yol seçti ve yurttaşlarının hırslarının üstesinden politik yöntemlerle gelmeyi başardı. Tüm altın ve gümüş paranın dolaşımdan çekilmesini sağladı ve yalnızca büyük ağırlığına karşın değeri çok az olan demirden yapılmış bir tür paranın dolaşımda kalmasına izin verdi. Daha sonra bunun oldukça büyük bir kütlesi için oldukça düşük bir değer saptadı. On mina değerindeki bir parayı saklamak için büyük bir oda ve yerinden kaldırabilmek içinse en az bir çift öküz gerekiyordu. Bu para dolaşıma girer girmez hemen birçok haksızlık türü Isparta’dan sürgüne gitti. Çünkü kim böyle bir para için bir başkasını soyardı?”(s.20)
“Bundan sonra Likurgus tüm gereksiz ve yararsız sanatların yasa dışı olduğunu bildirdi. Aslında böyle bir yasaklama olmaksızın da bunların çoğu altın ve gümüşle birlikte ortadan kalkacaklardı, çünkü şimdi kullanımda olan para bu tür yaratılar için uygun bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştı.
Demir para Yunanistan’ın geri kalanına taşınabilecek gibi değildi…Dolayısıyla bundan böyle yabancı malları ve ürünleri satın almak için ellerinde herhangi bir araç kalmadı. Tecimciler Lakonya limanlarına yüklü gemi göndermeye son verdiler. Hiçbir diluzluğu öğretmeni, hiçbir gezgin falcı, hiçbir fahişe pazarlayıcı, altın ve gümüş işleyici, oymacı, mücevherci geçerli bir parası olmayan bir ülkeye adımını atmazdı.
Böylece yavaş yavaş onu besleyen ve kışkırtan şeyden yoksun kalan lüks de değersizleşti ve kendiliğinden ölüp gitti… Böylece gündelik ve zorunlu şeylerin yapımında oldukça becerikli sanatçılar oldular. Yatak odası mobilyaları, iskemleler ve masalar ve daha başka ev eşyaları gibi şeyler ülkede hayranlık bir düzeyde iyi yapılır oldu.” (s.21)
Petrark’ın övdüğü birkaç mobilya ev eşyası sanatı dışında Sparta’da hiçbir sanat kalmıyor ve bir daha hiçbir sanat ortaya çıkmıyor ve hiçbir sanat gelişmiyor. Çünkü Petrark, kendi gözlemi ile de gözlemlemiş olduğu gibi: ”Likurgus tüm gereksiz ve yararsız sanatların yasa dışı olduğunu bildirdi. Aslında böyle bir yasaklama olmaksızın da bunların çoğu altın ve gümüşle birlikte ortadan kalkacaklardı, çünkü şimdi kullanımda olan para bu tür yaratılar için uygun bir ödeme aracı olmaktan çıkmıştı.
 
 Para; ürünlerin değişimine dayanan takas ekonomisinin zorluklarını, değişimi olanaksızlaştıran niteliklerini ortadan kaldıran; her türlü yer ve zaman koşullarında değişimi kolaylaştıran niteliği ile üretime, yeni takas ürünler ortaya koymaya bağlı olarak mesleklerin gelişmesine, üretimin artmasına; ürünlerin çeşitlenmesine,  uygarlığın ve refahın ilerlemesine neden olan en büyük buluşlardan biridir. Paranın bu önemli işlevlerini yerine getirebilmesinde bir ülke ekonomisinde paranın piyasalardaki dolaşım hacmi, (emisyon hacmi) dengesi çok büyük önem taşır. (Bkz. “ Ortak Kullanım Birimi (Para) İle İşbölümleri ve Üretim Arasındaki Bağlantılar, www.iinci.blogspot.com, 26/04/2010)
Paranın kullanımdan kalkmasına bağlı olarak Sparta ile hiçbir ülke ticaret yapmayacak, hiçbir tüccar yüklü gemilerini Sparta limanlarına göndermeyecektir. Birçok meslekten kişi de bu ülkede üretim yapmayacaktır. Sanatlarda ve üretimde bu durumu ile Sparta çok büyük bir yoksulluk içine düşmüş olması gerekir. Ancak bu yoksulluktan bir yandan, takas ekonomisinin kıt ve zor koşullarını yerine getirirken diğer yandan ve daha çok olarak, başka toplumları, özellikle Helotlar halkını sömürerek kurtulacaktır. Sparta bu ekonomik modelini yüzyıllarca sürdürmeyi, Antik çağın askeri gücünün, teknik güçten çok insanların fiziki kas gücüne dayanan yapısına bağlı olarak başarmıştır.
“…[Likurgs’u] lükse ve varsıllık tutkusuna karşı daha da etkili bir vuruş yapmaya götüren üçüncü ve en büyük başarısı herkesin hep birlikte aynı ekmeği ve aynı eti yemeleri ve bunların daha önceden belirlenmiş türlerde olması konusunda getirdiği kural oldu. Bundan böyle yaşamlarını pahalı koltuklara uzanarak ve pahalı masalara oturarak evlerinde geçirmeyecekler, kendilerini tıpkı yaban hayvanları gibi…”(s.22)
“[Spartalıların] eğitimleri yetişkinlik çağında da sürerdi. Hiç kimseye kendi keyfine göre yaşama izni verilmezdi. Kent bir tür askeri kamp gibiydi. Orada herkes gereksinmelerini ve üzerine düşen payını saptanmış bulur, kendini kişisel ereklere olmaktan çok ülkesinin çıkarına hizmet etmek için doğmuş görürdü. ..Likurgus’un halkına sağladığı en büyük ve en yüksek armağanlardan biri özgür zamanın bolluğuydu. Bu onlara ne türden olursa olsun bayağı ve mekanik işler yapmayı yasaklamasından geliyordu. Sıkıntı içinde uğraşıp didinerek para kazanma ve varsıllık biriktirme konusuna gelinde, böyle bir şeye hiç gerek yoktu, çünkü ülkelerinde varsıllık onlara ne onur ne de saygınlık kazandırıyordu. Bunun yanı sıra Helotlar topraklarını onlar için ekiyor ve onlar için saptanan miktarı onlara payına hiçbir sıkıntı olmaksızın her yıl ürün olarak ödüyorlardı.
…Birinin kendini mekanik sanatlara ve para kazanma işine vermesini tam bir kölelik olarak görüyorlardı…durum herkesin gereksinmelerinin karşılanmasında tam bir eşitlik ve o gereksinmeler çok küçük olduğu için, bir bağımsızlık durumuydu. Tarlalarda geçirdiklerinin dışında tüm zamanları koral danslar, ziyafetler ve şenlikler tarafından dolduruluyor, avcılıkla ilgileniyorlar ve yaşamları beden eğitimi alanlarında ve kamusal söyleşi yerlerinde geçiyordu.”(s.44)
“…krupteia ya da ‘gizli servis’ Aristoteles’in dediği gibi Likurgus’un kurumlarından biriydi…Gizli servisin doğası şöyleydi…özel olarak en yetenekli genç erkeklerin bir bölümünü kırsal alana gönderiyorlar…[bunlar] geceleri yollara çıkıyor ve yakaladıkları tüm Helotları öldürüyorlardı. Kimi zaman onlara tarlalarda çalışırken güpe gündüz saldırdıkları da oluyor ve içlerinden en gürbüz ve en iyi olanları öldürüyorlardı…Spartalıların onlara başka bakımlardan da çok sert davrandıkları herkes tarafından kabul edilir. ..Sparta'da özgür kişi dünyadaki başka herkesten daha özgürken, orada köle olansa dünyadaki en tam köleydi.”(s.48-49)
“Onlara ülke dışında yaşamayı, yabancı ülkelerde dolaşarak tuhaf ahlak kurallarına bağlanmayı, kötü eğitimli insanların alışkanlıklarına öykünmeyi ve değişik hükümet görüşlerini benimsemeyi yasaklamasının nedeni buydu.” (s.48) 
 
 
Isparta Devlet Yönetim Modelinin ekonomik toplumsal yapısı,  Isparta yurttaşlarının yaşamlarını sürdürebilmek için gereksinmelerinin karşılanmasını kendi yurttaşlarının üretimine değil, köle olan Helotların ve diğer halkların üretim çalışmalarına bağlayan bir yapıdır. Gereksinimlerinin karşılanması Helot halkının köleliklerinin sürmesine bağlı olduğundan, bu halkın kendilerine karşı güçlenmemeleri için en ağır ve korkunç baskıyı,  kıyımı yapmak zorundadır. Bu baskıyı açık olarak yaparak, tepkileri arttırmamak için gizli bir askeri örgüt kurarlar. Sparta devlet yönetim modeli, Sparta halkının askerlik mesleği dışında başka mesleklerle uğraşmasını gereksiz kıldığından, Sparta halkının gerçekten boş zamanı çoktur. Bu boş zamanlarını zorunlu olarak ağır askeri eğitimlerle ve avcılıkla, eğlencelerle meşgul olarak geçirirler. Boş zamanlarında bilimle,  teknolojik buluşlarla ilgilenmek,  yeni buluşlara bağlı olarak teknik mesleklerde üretimde bulunmak ve bu alanlarda ilerlemek yoktur. Daha çok ve salt bedensel güçlerini ve yeteneklerini geliştirme uğraşısı vardır. Bu ilkel, basit kendini geliştirme uğraşısı onların,  zamanla teknik güç ve uygarlık olarak diğer halkların gerisinde kalmalarına neden olacaktır. Yaşamları da bilimle, sanatlarla, ticaretle uğraşan toplumlar kadar da iyi olmayacaktır.
Petrark,  eşitlikçi olan Likurgus’un devlet yönetim modelini yeri geldikçe övmesine rağmen, Sparta devlet yönetim modeli yurttaşlarını yabanileştiren,  halkını kaçınılmaz olarak uygarlığın gerisine iten bir modeldir. Petrark, Sparta Devlet Yönetim Modelinin başarılı bir devlet yönetimi olduğunu, beş yüz yıl ayakta kaldığını söyler. Bu doğru olsa bile, Sparta bu yönetim biçimi ile genişleyememiş, dar bir alanda kalmış ve bir refah ülkesi olamamıştır. Uygarlığın gerisinde kalarak sonunda ortadan kalkmıştır. Bu kadar uzun süre varlığını uygarlığın gücünden uzak olarak sürdürmesini, Antik Çağda teknolojik uygarlığın yavaş ilerleyen yapısında bulabiliriz. Sparta Devletinin varlığını uzun sürdürmesi, egemenliğin, o günkü koşullarda bedensel, fiziksel güce, dayanıklılığa bağlı askeri örgütlenmeyle gerçekleşmesinden ve bu niteliğin yüzyıllarca sürmesindendir. Yirminci yüzyılda böyle bir devlet modeli uygarlığın, teknoloji ve bilimin çok hızlı ilerleyen özelliği karşısında uzun ömürlü olamazdı. Bilim ve teknolojide gösterilen büyük ve hızlı ilerlemelerle çok büyük askeri güce ve yaşama düzeyine ulaşan devletler karşısında, böyle bir yönetim modelinin ve devletin varlığını sürmesi olanaksızdır. Bu gerçeğin somut bir örneği yüzyılımızda yaşanarak test edilmiştir. Devlet yönetim biçimi ile Isparta modeline yakın olan SSCB Devlet ve yönetim modeli,  bir yüzyıl bile varlığını sürdürememiştir. Diğer ülkelerin uygarlıklarını gerisinde kalmalarına neden olan sistemin yanlışlığının bilincine varan yurttaşların tepkisi ile yönetim;  demokratik, özgür, bireysel yeteneklerin girişimine dayalı ekonomik sistemli bir yönetim modelini benimsemek zorunda kalmıştır.
Yurttaşları,  her alanda varolan sanatlar üzerinde özgür olarak çalışan, üreten, ticaret yapan,  daha varsıllaşmak için tüm yeteneklerini büyük bir hırsla kullanan bir ülkede, sanat sahiplerinin bazılarının varsıllaşarak,  bazılarının yoksullaşması; gelirleri arasında aşırı dengesizliklerin ortaya çıkması beklenen olgulardır. Bu olguların aşırı artması sonucu toplumsal düzen bozulma eğilimi gösterirse, gelir dağılımı sosyo-ekonomik yasalarla düzenlenir. Bu olguların toplumsal düzeni bozucu yönde gelişmemesi için, adaletsiz ve haksızca yapılan zenginleşmelerin, gelir dağılımlarının sosyo-ekonomik yasalarla denetim altında tutulmaları gerekir.

 

İsmail İNCİ,  15/03//2013
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 


 

 

 

 

 

Hiç yorum yok: