6 Haziran 2013 Perşembe

TAKSİM-GEZİ PARKI HALK EYLEMLERİNİN NEDENLERİ VE SONLANMASI İÇİN ÇÖZÜM YOLLARI



 
TAKSİM-GEZİ PARKI HALK TEPKİSİNİN, EYLEMLERİNİN NEDENLERİ VE SONUÇLARI

 
 

Gezi Parkı’nın ve Taksim’in yeniden düzenlenişine karşı halkın başlangıç aşaması tepkisinin nedenini, yerel yönetimlerin görev ve yetki alanına giren bir işin devlet örgütlenmesi alanında ele alınarak çözümlenmesi girişimi oluşturur. Toplumda yerel yönetim örgütlenmesi görev alanına giren işler yerel yönetimlerce, yerel halk tarafından, yerel halkın yararına göre ve görüşlerine uygun olarak yerine getirilir. Devlet örgütlenmesinin görev alanı daha geniş toplumsal görevleri kapsar: Genel eğitim, sağlık, adalet, savunma…vb gibi.

Toplumda bireylerin tek başlarına yerine getiremeyecekleri bazı eylemler-gereksinmeler devlet örgütlenmesini zorunlu olarak ortaya çıkarmıştır. Ülkenin işgallere karşı korunması için Askeri Savunma hizmetinin, toplumun kendi içinde bireyler arasında barış ve güvenliğin sağlanması için Güvenlik güçleri hizmetinin, bireyleri arasında uzlaşmazlıkların barışçı çözümü için adaletin hizmetinin, halkın sağlığının korunması için sağlık hizmetlerinin, her türlü bilginin kuşaklar arasında korunması, iletilmesi için toplumun eğitim hizmetlerinin, genel üretim ve tüketim dengesinin korunması için ekonomik hizmetlerin sağlanması..vb bireylerin toplumsal örgütlenmesi zorunluluğunu,  bu zorunlulukların bütünü de Devlet Örgütlenmesini ortaya çıkarır.

Yerel yönetimlerin varlık nedenini, devlet örgütlenmesinin tüm ülkeyi kapsayan görevlerinin tersine bireylerin yaşam alanları olarak seçtikleri belirli bölgelerde özellikle yiyecek, su gereksinmelerinin karşılanması ve sağlıklı dağıtımı; yol, ulaşım, konut, temizlik..vb uygun yaşama çevresi gereksinmelerinin ortaklaşa yardımlaşma ile karşılanması düşüncesi sonucunda bireylerin yerel örgütlenmeleri gerekliliği oluşturur.

Kimyasal ürünlerin kullanımının yaygınlaşması ile ortaya çıkan başta kanser olmak üzere sağlık sorunlarının büyük önem kazanması,  ekolojik yaşam alanlarına olan duyarlılığı arttırmıştır. Bu duyarlığın yerel yönetimlerin ortaya çıkış amaçlarına uygun olarak düşünülmeden, Gezi Parkının düzenlenmesi ile çiğnenmesi, yerel halkın ilk karşı tepkisini ortaya çıkarmıştır.
 

Yerel yönetim örgütlenmelerin ortaya çıkış amaçlarına uygun olarak, halkın yararına uygun olarak çözümlenmeyen bir sorun karşısında yerel halkın bu küçük tepkisinin büyük bir polis gücüne dayanan devlet otoritesi ile şiddetli olarak bastırılması,  salt yerel halkın adalet ve vicdan duygularını değil tüm ülkenin adalet ve vicdan duygularını inciterek büyük bir tepki, başkaldırı olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur.
 

ABD dışişleri bakanı ve sözcüsü basına vermiş olduğu demeçlerle demokratik ülkelere uygun düşmeyen bu olayı eleştirmişlerdir.  “Psaki, [ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü] "Ancak bazı kaygılar olduğunda da Bakan Kerry ve bakanlıktaki diğer yetkililer çekimser duramaz ve geçtiğimiz birkaç gündür polisin acımasızlığına yönelik kaygılarımız var ve barışçıl gösterilerin onaylanmasına yönelik çağrımıza devam edeceğiz. Bu, bizim dünya genelinde yaptığımız bir şey. Bakan Kerry'nin, yapılması gerekenler noktasındaki inancını dile getirme, olaylarla ilgili sakinlik çağrısına desteğini ifade etme ve Bakan Davutoğlu ile çok pozitif çalışma ilişkisine sürdürme dışında, Türkiye'yi hiçbir şekilde karakterize etme gibi bir çabası yoktu" diye konuştu.” http://www.haberler.com/taksim-gezi-parki-ndaki-olaylar-4703132-haberi/
 
 

Gezi Parkında halka yapılan polis şiddeti, uzun zamandır halkın anlığında kuşkulu olarak yer alan sahip oldukları demokrasinin halkın demokrasisi değil bir baskıcı bir devlet demokrasisi olduğu düşüncesini apaçık olarak ortaya koymuştur. Askeri demokrasilerden kurtulmaya çalışan halkın bir polis demokrasisine, özgürlükçü bir demokrasi isteyen ve öyle olduklarına inanan halkın otoriter bir demokrasi ile yönetilmek istenmesine tahammülü yoktur. (bk. OTORİTER DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ ÇATIŞMASI, 18/05/2013, www.iinci.blogsspot.com. )
 

Gezi Parkı’nda, herkes tarafından gözlemlenen polis şiddeti, Polissel bir demokrasi ve onun hukuksuz  uygulamaları ile karşı karşıya kalındığını gören ülkenin dört bir yanından halk,  gösterdikleri eylemleri ile Gezi Parkı’ndaki yerel halkı desteklemişlerdir ve bu destek eylemleri henüz sona ermiş değildir. Yerel bir sorunla çıkan tepkiler, ülkenin demokratik yönetimini ele alan genel sorun durumuna gelerek, genel bir halk eylemine dönüşmüştür.
 

Aynı nedenler aynı sonuçları, aynı koşullar aynı olguları ortaya çıkarırlar. Ortaya çıkan olgular, koşulları ne kadar özdeş olarak görülmese de Arap Baharı olarak adlandırılan olayların varlığı ile benzeşmektedir.


Çevresel koşulların uygun olduğu olgular varlıklarını sürdürürler ve varlıkları süren olgular çevresel koşulların etkisine bağlı olarak şiddetlerini arttırabilirler. Bu genel pozitif önermenin sonucu olarak, Gezi Parkı eylemlerinin sürmesinde ve şiddetinin artmasında kendileri için çıkarlar bulan her tür uluslar arası güçler; ortaya çıkmış olan bu uygun koşulları amaçları yönünde kullanmak isteyeceklerdir. Ortamın koşullarından yararlanarak Uzaktan Beyin Denetimi sistemlerini ve içeriden provokatörleri kullanma olanağı bulacaklarından, olayları amaçları yönünde yönlendirme çabasına girebileceklerdir. Bazı sivil toplum örgütleri ile siyasi parti örgütleri, doğal bir düşünüş olarak, uygun olarak görmedikleri iktidarı devirmek ve yönetimde gerekli gördükleri reformları yapabilmek ideali ile halkı yanlarına çekerek iktidarı devralabilmek için Gezi Parkı eylemlerinin varlığını korumasını ve sürdürmesini isteyeceklerdir.
 

Taksim-Gezi Parkı eylemlerinin ortadan kalkması, olgunun varlığını ortaya çıkaran koşulların ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Gerekli uygun koşullar bulunmadığında olguların ortaya çıkması çok zordur.

Gittikçe ‘Arap Baharı’ olgusunun koşullarına benzer koşullar taşımaya başlayan ve hem ülke hem de iktidar için hiç iyi sonuçlar taşımayacak olan Gezi Parkı Halk eylemlerinin sona erdirilmesi için, Gezi Parkı’nın düzenlenmesi yerel yönetim örgütlenmelerine bırakılmalıdır.  Yerel örgütlenmelerin görev, yetki, çalışma alanları devlet örgütlenmesi ile karıştırılmamalıdır.  Halkın adalet ve vicdan duygularını inciten Gezi Parkı’nda halka şiddet uygulayan ve uygulatanlar ivedilikle ortaya çıkarılarak yargılanmalı,  görevlerinde gerekli değişikliklerin yapılmalıdır. Özgürlükçü bir demokratik sistemin nitelikleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve ivedi uygulamaya geçilmelidir.
 

Bu koşulların yerine getirilmesi Gezi Parkı Halk eylemi olgusunun koşullarını ortadan kaldırarak varlığını sona erdirir.

 

 

İsmail İNCİ,  06/06//2013


My facebook page:https://www.facebook.com/bgi.inci
My twitter page:https://twitter.com/ismailinci