11 Şubat 2014 Salı

DERİN DEVLET EŞANLAMIYLA GÜÇLÜ DEVLET ÖRGÜTLENMESİNİN ANALİZİ







DERİN DEVLET YA DA KOŞUT DEVLET, EŞANLAMIYLA GÜÇLÜ DEVLET ÖRGÜTLENMESİNİN ÖZÜNÜN ÇÖZÜMLEMESİ




Devlet varlığını ve gücünü, toplumu oluşturan bireylerin özel ve genel çıkarlarının gerçekleştirilebilmesi ortak anlayışından alır. Bu anlayış birliği toplum üzerinde varolan dış (doğaya ve diğer toplumlara karşı kendini savunma) ve toplumsal olarak yaşamadan doğan iç gereksinmelerin ( güvenlik, gıda ve barınma gereksinimleri, sağlık, adalet..vb) bireysel olarak karşılanamaması zorunluluğunun sonucudur. Devletin barış zamanında varlığı bireylerin bencilliklerinden doğan bütünlüğün korunması zorunluluğunda, savaş zamanında ise toplumsal varlığını bütünlük içinde koruma zorunluluğunda ortaya çıkar. Devlet varlığını,  toplumsal örgütlü bir güç olarak özellikle diğer devletler karşısında bağımsız, egemen oluşu ile belirgin olarak gösterir. Bu zorunluluklara bağlı, ortak çıkarların birliği sonucu devlet örgütlenmesinin oluşumu, bireylere devlete karşı bir yandan toplumsal görevler verirken, diğer yandan aynı zamanda toplumsal haklar da verir.



Bireyler devlet örgütlenmesi ile toplumsal yaşam içinde kendilerini güven ve özgür kılarlar; mal, can ve namusları devlet örgütlenmesi ile onun ortaya çıkardığı birliğin gücü ile koruma altına alınır. Bu durum insanlarda duygusal olarak devlete karşı ana-baba sevgisi olarak yansır. Devletin amaç ve hedefleri, kendi amaç ve hedefleri ile özdeşleşir.
DEVLET ÖRGÜTÜ ÇEŞİTLİ GÜÇLERDEN OLUŞAN SİYASAL BİR YAPIDIR:
Devlet örgütünün değişik güçleri, devletin siyasal yapısını oluşturur. Bu siyasal yapının yönetim anlayışlarına bağlı olarak devletin örgütlenme gücünün kullanım biçimlerinin çeşitliliği ortaya çıkar. Devletin siyasal yapısının insan bilinci ile birlikte gelişen yapısı olduğu görülür. Devletin egemenlik temsilcisi karar verme istencine bağlı olarak tarihsel süreçte tiranlık ve krallıklardan kralların egemenliklerini yasama meclisleri ile paylaştığı siyasal devlete ve günümüzde genel olarak toplumun bütününün egemenliğini ve karar verme iradesini temsil eden ulusal egemenliklere dayalı siyasal devlet yapısına doğru evrildiği görülür. Süreç içinde Devletin egemenliğinin niceliği ve yönü giderek daha çok toplumun geneline yayılmaktadır. Tek bir hükümdar yönetimi yerini, ulusal devletlere bırakarak, ulusal egemenliğe dayanan devlet örgütlenmeleri geçerli durumuna gelmektedir.


Devletin egemenliğinin ulusal egemenliğe ve onun temsili olan siyasal devlet örgütlerine her ne kadar yasalarla donatılmış olarak verilmiş olsa da bir açık keyfilik alanı taşır. Ulusal temsilcilik taşıyan devlet örgütünde yasalar daha istençli olarak karar vermede öncelikli kılınmıştır, ancak bu karar verme istenci yine de gizli ve kaçamak olarak siyasal iktidar olan hükümetler tarafından keyfi olarak kullanılmaktadır. Süreç olarak keyfilik azalma yönünde devletler gelişmektedir. Bugün siyasal devlet örgütlenmesinin bu sürecin ulaştığı son gelişme aşamasına göre oluştuğu göz önüne alınırsa, devletin işleyişindeki sorunlar daha az ortaya çıkacaktır.

Devlet örgütlenmesi, tüm toplumu kapsayan genel yasalarla genel yararı ve iyiliği sağlar. Siyasal devletin örgütlenme gücü ve karar verme egemenliği devletin anayapısında varolan genel yasalara uygun olmalıdır. Krallıkla yönetilen bir devlet örgütünde devlet egemenliğinin temsilcisi kraldır. Krallar da yasalar karşısında sorumsuz değildirler. Sorumsuzlukları yasalar karşısında biter. Adaletli ve yasalara uygun devleti yönetirlerse egemenliklerini sürdürebilirler.


DESPOTİZM:
Siyasal devlet yönetimlerinin, halkın seçimiyle kurulduğu özellikle çağımızdaki toplumlarda, sık olarak devlet ile devletin temsilcisi olan siyasal devlet yapısının birbirinden giderek ayrıştığı görülmektedir.. Bu ayrışmanın nedenini siyasi parti yönetimlerinin devlet yapısına zarar veren özel çıkarları ve yetersiz yönetimsel yapıları ortaya çıkarmaktadır. Devlet genel çıkarların örgütlenmesi olarak kendini görevlendirirken siyasal partilerden oluşan hükümet örgütlenmelerinin siyasal amaçları,  özel çıkarları genel çıkarlara karşıt bir siyasal örgütlenme olarak kendini göstermektedir.


Siyasal devletin, bürokrasinin gücünü kötüye kullanarak, özel çıkarları için yasaları yok sayması veya toplumun genel yasaları yerine, iktidara geldiğinde kendi özel yasalarına göre devlet egemenliğini kurması toplumda despotizmi adını verdiğimiz bir yönetimi ortaya çıkarır. Despotik bir yönetimde genelin iyiliğini sağlayan yasalar ortadan kaldırılmıştır.
 Despotizm ister özel bir kişinin istenci olsun, isterse bir dönem içinde halkın seçimiyle iktidara gelen, halkın iradesini temsil eden siyasal devletin özel istenci olsun, yasa yokluğu demektir. Gerçek yasalar tüm zamanlarda geçerli olan, toplumun tümünün iyiliğini sağlayan kurallardır. Despotizm, seçimlerle gelerek genel iradeyi temsil ediyor olsa da, keyfi isteklerden oluşan egemenlik olarak toplumsal bütünlüğü, genel iyiliği sağlayan yasal devlet egemenliğinden ayrılır.
  Platon’un ve Ariston’un  kabul ettiği gibi en iyi devlet yönetim biçimi, Aristokratların ya da bir filozof kralın yönetimindeki devlet örgütlenmesi değil, toplumun tümünün iyiliğini kapsayan yasalarla yönetilen  devlet yönetimidir. Bu devlet yönetimi demokratik bir yönetimdir.
CUMHURİYET VE DEMOKRASİ YÖNETİM ANLAYIŞLARININ GELİŞME SÜRECİNDE GÜNÜMÜZDE KAZANDIĞI ANLAM AYRIMLILIĞI:
Demokrasi, devleti yönetenlerin halkın seçimleriyle belirlendiği, aynı zamanda toplumun evrensel yasalarla yönetildiği, bütün zamanlarda bütünsel iyiliğinin sağlandığı yönetimdir.  Cumhuriyet yönetiminin demokratik yönetimlerden ayrımlılığı, çoğunluğun iradesinin seçimle ortaya çıkmış olmasına rağmen, despotizm de olabilen bir yönetim biçimi olabilmesidir. Bu nedenle bir krallık veya meşruti yönetim demokratik bir yönetime sahip olabilir,  ancak bir cumhuriyet yönetimi, evrensel yasalara sahip olmadığı sürece demokratik olması olanaksızdır.


Yasalara karşı egemenlik kurmak isteği, halkın egemenliğine karşı kendi egemenliğini kurma amaçlarından doğar. Bu amaçlar siyasal iktidarları hukuku çiğnemeye götürür.
GÜÇLÜ DEVLET(DERİN DEVLET) ÖRGÜTLENMESİNİN ZORUNLU      GEREKSİNMELERDEN ORTAYA ÇIKIŞI:
Siyasal devlet örgütlenmesi tüm yönetim biçimlerinde siyasal bir yapı olarak toplumun tüm özel yaşamını etki altına alır. Özellikle Demokratik yönetimler olmak üzere tüm yönetim sistemlerinde halkın genel çıkarlarını koruyan bir örgüt olması gereken devlet siyasal yapısı, kendi özel,  örgütsel (topluluk) çıkarlarını sağlayan bir yapı durumuna gelir ve halkın özel yaşam alanını, devlet yapısını korumak anlayışı ile egemenliği altına alır. Bu eylem,  tüm yönetim biçimlerinde hükümranlığın (egemenliğin) toplumu oluşturan bireylerden uzaklaşmasına neden olur.
Bu durum toplumun genelinin iyiliği için kurulmuş olan devletin varlığının korunması sorununu ortaya çıkarmıştır.
 Siyasal iktidar olan kişi ve kişilerden oluşan bürokratik örgütün, devletin olanaklarından doğan güç ve yeteneklerini kendi keyfi çıkarlarını sağlamaları yönünde kullanmalarını önlemek için toplumun yargı, yürütme, yasama kurumlarının; sivil toplum ve derneklerinin yetkileri hakları, görevleri birbirini denetleyecek biçimde ayrılmıştır.
Düzenli işleyen toplumsal yapının ortaya çıkış süreci içinde bu önlemlere rağmen  siyasal devleti oluşturan iktidarlar kendi oligarşik çıkarlarını sağlamak ve korumak için, yasama güçlerini kullanarak yürütme ve yargıyı denetim altına almaktadırlar. Bu gelişme, devletin kurumlarının birbirini denetleme görevlerini yerine getirememelerine neden olmakta, devlet örgütlenmesinin ortadan kaldırılması yolunu açmaktadır.


Hükümetlerin bu eğilimleri karşısında Büyük Devlet olma niteliğine sahip olan toplumlar, güçlü bir devlet yapısının varlığı için, siyasal iktidarların, onların devlet memurlarının, bürokrasisinin tutkularına, özel çıkarlarına ve devleti yıkarak despotik bir devlet oluşturmalarına karşı olarak güçlü bir devlet örgütü ile devletleri desteklemişlerdir. Devletin varlığının korunması, sürdürülmesi; güçlü bir devlet varlığı için siyasal devlete karşı siyasal olmayan gizli-derin bir devlet örgütlenmesinin ortaya çıkmasını gerektirmiştir.
Derin devletin=koşut devletin (güçlü devlet örgütlenmesinin) ortaya çıkışı siyasal devletin (siyasal iktidarların ve bağlı olan bürokrasinin) özel çıkarlarını sağlamak yönünde devleti ele geçirmesinin ve devletin çöküşüne neden olacak eylemlerinin önlenmesi düşüncesi sürecinin zorunlu bir aşaması olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu zorunluluk nedeniyle Derin Devlet yapılanmasının güçlü devletlerin hemen tümünde varolduğu görülür ve ortaya çıkışının önlenmesi çok güçtür.
DERİN DEVLET ÖRGÜTLENMESİNİN YAPISININ NİTELİKLERİ:
Derin Devlet yapısının devleti, siyasal devlet yapılarının olumsuzluklarından koruyarak, güçlendirecek nitelikleri taşıması gerekir. Güçlü devlet örgütlenmenin yapısının, genel olarak adalet karşısında hesap verebilir bir niteliği bulunmaz. Bu niteliği ile diğer gizli örgütlenmelerin işleyişiyle benzerlikler taşımasına rağmen genel çıkarı koruyucu, toplumun tümünü kapsayan bir örgütlenme olduğundan, topluluklarının özel çıkarlarını sağlamak için topluma karşıt olarak kurulan diğer gizli örgütlerden ayrılır. Güçlü devlet örgütlenmesi oluşurken ve amaçlarını yerine getirirken anayasanın temel ilkelerinden ayrılmaz. İyi bir siyasal devletin (Hükümetlerin, siyasal iktidarların) çalışmasını da güçlendirir. AK Parti iktidarının üçüncü döneminin son yıllarına kadar bu koruyuculuk açıkça gözlenmiştir.
Güçlü devlet örgütlenmesinin üyelerini başta güvenlik, savunma, yargı kolları oluşturuyor görünürse de her tür sivil örgüt, sendika, odalar birliği, ülkenin ileri gelen bilim ve meslek insanlarının da katıldığı bir birlikten oluşur. Bu birlik, siyasal devletin özel çıkarlarına, devletin varlığını tehdit eden uygulamalarına karşı, genel çıkarı koruyucu yönde varolan yasaları koruyup kollayarak yürütme ile birlik, dayanışma içinde çalışır. Siyasal devletin anayasaya aykırı davranışlarının ortaya çıkması, yasama ve yargılama gücünü kötüye kullanması sonucunda yargı ve yürütme ile dayanışma içine girerek yargının genel çıkarları koruyucu yönde çalışmasını sağlar.


Devlet içindeki farklı kurum ve örgütler, devlet örgütünün temel amaç ve çıkarları ile çatışmadığı sürece varolur. Çağımızda devlet doğrudan toplumun egemenliğini yansıtan siyasal güç olmalıdır. Halkın egemenliğine karşıt bir egemen siyasal güç, gizli bir devlet egemenliğidir ve örgütsel çıkarları için çalışan gizli bir örgütten farklılığı yoktur.
GERÇEK DEVLET ÖRGÜTLENMESİNİN BELİRLENMESİ KRİTERİ (ÖLÇÜTÜ):

Devlet örgütlenmesinin, siyasal devlet örgütlenmesi ile karşı örgütlenmelerin(devlet örgütlenmesine zarar verdiği görülen, düşünülen) ortak bazı noktalarda buluşması ile siyasal devlet örgütlenmesinin desteğini yitirmesi sonucu, toplumdaki ortaya çıkan örgütler karşısında zayıf duruma düşerek işlevlerini yerine getirmede etkisizleştiği, bir kaos ortamına düştüğü olabilir; gerçek devlet örgütlenmesinin varlığının ayırt edilmesi zorlaşabilir.

Bu durumda gerçek devlet örgütlenmesinin varlığının ve niteliklerinin belirlenerek netleştirilmesinin ölçütü, sade yurttaşın haklarını, hukuklarını koruyan toplumsal örgütlenmenin gerçek devlet örgütlenmesi olmasıdır.



 



KAYNAKÇA:
Hegel’in Hukuk Felsefesi üzerine ve Ak Parti İktidarı ile Ergenekon Örgütü yapılanması üzerine eleştiriler gözlemler.



İsmail İNCİ,  11/02/2014

 














Hiç yorum yok: