3 Mart 2015 Salı

SİYASAL REJİMLERLE(YÖNETİM BİÇİMLERİ) TOPLUMSAL YAŞAM BİÇİMİ TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI



YÖNETİM BİÇİMLERİ (SİYASAL REJİMLER) İLE TOPLUMSAL YAŞAM BİÇİMİ TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

 

 
Eşit haklara dayalı adalete sahip olan toplumlar, toplumsal barışın koşullarına da sahip olmuş olurlar. Toplumu bir araya getiren işbölümü, bireylerin tüm gereksinmelerini karşılamak, bireylerin tüm yeteneklerinden yararlanarak yetkinleşmek için zorunlu olarak toplumsal yaşamla birlikte ortaya çıkar. İşbölümü toplumda her bireye eşit haklar verilmesini gerektirir, çünkü her bireyin işbölümü ile toplumda önemli bir değeri vardır. Bu değer nedeniyle her birey birbirine karşı kendini zayıf ve aynı zamanda güçlü duyar. Toplumsal işbölümü, toplumu oluşturan her bireyin eşit haklara sahip olması zorunluluğunu ortaya koyar. Karşılıklı yardımlaşma gereksinimi, işbölümünün gerektirdiği görevlerin yerine getirilmesi zorunluluğu bireylerin birbirleri ile mücadelesi durumunda toplumsal düzenin, adaletin bozulmasına neden olur. Ünlü düşünür Farabi’nin deyimi ile  “birbirlerine karşı zorbalık ettikleri takdirde mücadelenin sonsuz uzaması ve her birinin bu yüzden çekilmez ıstıraplara katlanması lâzım gelir” (El Medinetül Fazıla, s. 111) Toplumsal uyumun, dinginliğin, barışın sağlanması tüm bireylerin eşit haklara sahip olduğu adalet sistemiyle gerçekleşir.

YÖNETİM BİÇİMLERİ VE TOPLUMSAL YAŞAM TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI:

Yönetim biçimleri (siyasal rejimler) toplumların her birinde diğerinden farklı olabilir. Üstün niteliklere sahip olan (Erdemli olan) toplumlar, üstün niteliklerini kazanırken yönetim biçimlerinden etkilenirler. Özellikle demokratik cumhuriyet rejimleri, özgürlükçü, istibdata, zorbalığa karşı olması, yurttaşlarını iyiliğe yöneltme özellikleri ile erdemli bir toplum oluşturulmasına daha yakındır.  Ancak Farabi’nin “El Medinetül Fazıla”(Erdemli Devlet) kitabında araştırmış olduğu gibi, Erdemli bir kentin varlığı, siyasal rejimden önce toplumun, toplumsal Yaşam Felsefesinin oluşturduğu toplumsal yaşama biçimi türü ile bağlantılıdır. Bu anlayışa bağlı olarak Farabi toplumları siyasal yönetim biçimlerine göre değil, toplumlarda egemen olan yaşayış biçimi ile bölümlere (türlere) ayırır. Farabi’ye göre Yaşama anlayışlarının niteliklerine göre devletler Erdemli kent, Cahil Şehir, Fasık Şehir, Şaşkın Şehir, Değişmiş Şehir olarak türlere ayrılır ve bu şehirlerin bireyleri de özellikle devlet yöneticilerinin niteliklerine bağlı olarak bu içinde yaşadıkları toplumun yaşama türü niteliklerine sahiptirler.

Günümüzde olduğu gibi siyasal rejimlere bağlı olarak toplumlar tam mutlu toplum amacına ulaşamamışlardır.Cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet rejimi ile yönetilen devletler de bu yetersizliğe dahildir. Demokratik ilkelere sahip olmalarına rağmen birçok toplumun kaos içinde yaşadığı görülür. Cumhuriyet rejimleri ile yönetilmelerine rağmen ABD, Rusya, Fransa gibi birçok ülkede baskılar, kötülükler, adaletsizlikler, çatışmalar sürmekte, ideal bir toplumsal yaşama düzeninin kurulamadığı görülmektedir.

TOPLUMLARIN YAŞAM BİÇİMLERİNE GÖRE TÜRLERE AYRILMALARININ NEDENLERİ:

Toplumların yaşama anlayışlarına göre türlere ayrılmalarında devlet başkanlarının, liderinin, yönetici kadrolarının yaşayışları, ahlak, kişilik ve karakterleri bireylere birer yaşama modeli oluşturduğundan önemi çok büyüktür. Çünkü, insanlar toplumda üstün bir yere sahip olan kişilerin üstün niteliklerine sahip olmak için onları taklit ederler. İnsanlarda bu zincirleme etkilenme toplumsal yaşama biçimi olarak ortaya çıkar. Lider, devlet başkanı, devlet yöneticileri soyguncu, dolandırıcı, baskıcı, yalancı,  maddi zevklere düşkün, bilgi ve bilime önem vermeyen…vb ise toplum da benzer niteliklere sahip olur.

Erdemli, üstün niteliklere sahip olan toplumlarda, toplumsal yönetim biçimleri ne olursa olsun, yöneticileri erdemli nitelikleri ile topluma model oluşturmuştur. Bu model ile toplumlarının bireyleri de yöneticilerinin kişilik ve karakterlerine bürünerek üstün niteliklere sahiptir; yaşamları, toplumsal yaşam felsefeleri buna göre biçimlenmiştir.
 

TOPLUMSAL YAŞAM TÜRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI:

Erdemli bir toplumun belirgin niteliklerini sıralarsak:

Erdemli kentin insanları uyanıktır, zekidir. Öğrenmeyi öğretmeyi sever. Yemeye, içmeye cinsel istek ve tutkulara düşkün, bağımlı değildir. Yalan söylemez ve yalancılardan hoşlanmaz. Doğruluğu ve doğru söyleyenleri sever. Daima yüce duygular, amaçlar peşinde koşar; iyiliği, doğruluğu amaçlar; bilim ve bilgiye düşkündür; para, altın, mal tutkunu değildir.  Adaleti, adaletten yana olanları sever; istibdattan, zulümden ve zalimden nefret eder. Yumuşak huyludur, kendinden adalet istendiğinde, aman dilendiğinde şiddet göstermez. İyiden, adaletten, güzel olandan yanadır. Azimli ve iradesi güçlüdür. Gerçekleştirmeyi düşündüğü, yapılmasının zorunlu olduğu işlerde cesaretli azimli, çalışkandır.

Toplumların Yönetim biçimleri (siyasal rejimleri) cumhuriyet, demokratik cumhuriyet, meşrutiyet, krallık, oligarşik..vb olabilir. Yönetim biçimleri, erdemli bir yaşama anlayışına sahip toplumun niteliklerine sahip olmayan toplumları üstün niteliklere sahip kılmaz, yaşama biçimleri ve yaşama anlayışları toplumların niteliklerini, yönetim biçimlerinden ayırır.

Erdemli kentin dışında yaşama anlayışlarının niteliklerine göre toplumlar Cahil Şehir, Fasık Şehir, Şaşkın Şehir, Değişmiş Şehir olarak türlere ayrılmıştır. Bu toplumların erdemlerden uzak toplum olmalarının nedenlerini cahil, şaşkın, eski, yanlış yaşam felsefelerine sahip olmaları oluşturur. Cahil ve Şaşkın Şehirler arabozucu, saçma, bozuk düşünceler taşıyan mezheplerin düşüncelerine sahiptirler. Bu topluluklar, yaşamın sadece güçlü olan varlıklar tarafından sahiplendiğini, yaşamın zıt kuvvetlerin çatışması ve güçlü olanın kazanması, diğer varlıkların güçlü olanların yararlanmaları için yaratıldığını düşünürler.

Yaşam düşünüş, anlayış ve felsefelerinin oluşturduğu yaşam biçimlerine göre toplumların türlerini Farabi El Medinetül Fazıla”(Erdemli Devlet) adlı kitabında aşağıdaki gibi belirler:

“Câhil şehir öyle bir şehirdir ki, halkı, saadeti ne tanırlar ne düşünürler. Kendilerine öğretilse bile ne onu kabul ederler ne de ona inanırlar. Onlar ancak sıhhat, servet, şehvet, serbest ve özgür olmak, saygı ve itibar kazanmak...[isterler] İşte bu şeylerin her biri cahil şehir halkınca birer saadet sayılır.... Onlara göre saadetin zıdlan, bedbahtlık, hastalık, fakirlik, lezzetlerden mahrum olmak, istediklerini yapamamak ve itibarsız kalmaktadır. Bu şehir bir sürü başka şehirlere ayrılır. Zarurî şehir: bunun halkı yaşamak için içecekten, giyecekten, evden ve kadından ancak yiyecekten, zarurî olan miktarla iktifa ederler ve bu şeyleri elde etmek için birbirlerine yardım ederler. Değiştirici (beddâle) sarraf şehir: bunun halkı, ancak servet ve mallarını artırmağa çalışırlar. Topladıkları serveti başka uğurda kullanmayıp onu hayatın gayesi addederler....Bayağılık ve bedbahtlık (sisset ve şikvet) şehri; bunun halkı, hayatın maddî zevklerine düşkündürler. Yemek, içmek, şehvet peşinde koşmak, tahayyüle dalmak gibi şeyleri, hele eğlenti ve şakayı, her bakımdan ve her şeyden üstün tutarlar. Haysiyet (kerâmet) şehri; bunun halkı başka milletler arasında ün ve itibar kazanmak, övülmek, saygı görmek, şan ve şöhretlerim artırmak için el ele verirler. Yabancılar arasında ve kendi aralarında büyük tanınmak isterler. Her fert dilediği veya elinden geldiği kadar izzet ve ikram görmek ister Zorbalık şehri; bunun halkı başkalarını ezmeye fakat başkaları tarafından ezilmemeye çalışırlar. Bütün zevkleri zafer ve zorbalıktan ibarettir. Cimaî (cinsel haz) şehir; bunun halkı, serbest, başıboş, özgür yaşamak gayesini güderler. Yalnız diledikleri gibi yaşar ve dilediklerini yaparlar. Bu cahil şehirler umumiyetle mutlak olan krallarının istedikleri şekilde idare edilirler. Biz bu şehirlerin gayelerini cahiliye halkının arzu ve davranışlarına göre tasnif ettik.

Fâsık (Sapkın) şehir ise düşüncesi itibariyle fazıl şehirden fark edilmez. Ulu ve aziz Allahı, seva’niyi,(‘) fa’âl aklı ve fazıl şehir halkının bildikleri, inandıktan her şeyi bilirler. Fakat işleri, cahil şehir halkının işleridir. Değişmiş şehir ise, bunun halkı, eskiden fazıl şehir halkı gibi düşünüp işlerken başka fikirlerin tesiriyle değişmiş ve başka türlü çalışmaya başlamışlardır. Şaşkın şehir halkı ise, dünya hayatından sonra saadete kavuşacaklarını zannetmekle beraber ulu ve aziz Allah hakkında, sevânî (İkinciler) ve fa’âl akıl hakkında bozuk fikirler güderler... Ancak şehrin birinci reisi, kendisine vahiy nâzil olduğunu kuruntuya düşüp bu uğurda yalan söylemekten ve aldatıp aldanmaktan çekinmez.” (s.91-92)

Erdemli kentin insanları, sahip oldukları niteliklerle birbirine bağlıdır. Aralarında büyük bir toplumsal birlik, dayanışma, yardımlaşma; bu özelliklere bağlı olarak toplumsal uyum, dingin ve barış vardır. Bu nedenlerle erdemli toplum mutluluğa erişmiş olan bir toplumdur.

Demokratik cumhuriyetler, toplumda gerekli yardımlaşma, dayanışma, birlik ve bütünlüğü sağlamaya en elverişli siyasal rejimler oldukları için faziletli toplumlara en yakın yönetim biçimleridir. Buna rağmen, çağımızda da görüldüğü gibi cumhuriyetle ile yönetilen birçok toplumda yaşama anlayış ve düşüncesindeki etkilerle soygunculuk, dolandırıcılık, şiddet, cinayetler, gruplar arasında çatışmalar..vb yaygındır. Güncel olarak Kadına Şiddet, demokratik cumhuriyet rejimine rağmen toplumumuzda ve birçok toplumda yayılmış olarak görülmektedir.
 

TOPLUMLARIN ERDEMLİ TOPLUM YAŞAMA BİÇİMİNE SAHİP OLAMAMALARININ NEDENLERİ:

Erdemli kentin karakter niteliklerine toplumların sahip olamamasının iç ve dış nedenleri vardır. İç nedenler uygarlığın getirdiği, üretim türselleşmesinin bireyler arasında ortaya çıkardığı para, mal, makam tutkusu, düşkünlüğü; bağlı olarak adaletsizlik, hoşgörüsüzlük; bilgi ve bilime değer vermeme, maddi yaşama sahibi olma tutkusu, şiddet eğilimi, kötülüğü övme…vb yönünde değişen niteliklerdir. Dış nedenler; toplumların birbirleri üzerinde kötülüğü, zülmü, adaletsizliği, mal düşkünlüğünü..vb ortaya çıkaran, bireyleri birbirine düşman eden,iç çatışmaları çıkaran, aile yapılarını bozarak toplumları zayıf düşüren çalışmalarıdır.

Dış etkilerin toplumların yaşama biçimlerindeki bozucu etkileri, ülkeler arasındaki açık ve gizli büyük bir savaşın sürmesinin sonucudur. Günümüzde silah teknolojisindeki gelişme insan zihnini etkileyerek, insanları ve toplumları kendi istek ve amaçları doğrultusunda kullanacak yönde yönetip yönlendirmeye odaklanmıştır ve bu amaç yönünde büyük aşamalar gerçekleştirilmiştir. Toplumların yaşama biçimlerindeki büyük karmaşaların ortaya çıkması, bu savaş teknolojilerinin etkilerinin bir sonucudur. Aynı savaş teknolojiler, iyi yönde kullanıldığında dünya toplumlarında erdemli yaşama biçimlerinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek güce ve yeteneğe sahiptir. Toplumlar iyi yaşama anlayış ve düşüncesine, toplumsal yaşama biçimine, bütün çağlardan daha kolay olarak yönlendirilerek sahip kılınabilir. Önümüzdeki yazının konusu bu teknolojiler olacaktır.

 


İsmail İNCİ,  03/03/201