27 Nisan 2017 Perşembe

KUR SAVAŞLARI: ULUSLARIN PARA DEĞERLERİNİN ÇATIŞMASI



ULUSAL PARALARIN ALIM GÜÇLERİ ARASINDAKİ SAVAŞ: KUR SAVAŞLARI

     Ülkeler arasında “Kur Savaşı” denilince, birçok ekonomistin ilk aklına gelen Japonya’nın değerlenen para birimi Yen’in değerini düşürmek için izlemiş olduğu ekonomi politikaları akla gelmektedir. Japonya’nın Yen’in değerlenmesine bir türlü engel olamamasına bağlı olarak, ihracat gelirlerinin azalması sonucu artan kamu borçlarını azaltmak,  azalan ulusal gelirlerini arttırmak için, Yen’in alım gücünü eşdeyişle kur değerini düşürmek amacıyla uluslar arası ticarette serbest rekabete aykırı olarak uygulamaya koymuş olduğu siyasal ekonomik kararlar “ kur savaşı” olarak adlandırılmıştır. Japonya Yen’in değerini düşürmek için para basarak piyasalara sürmüş, kamu harcamalarını gevşeterek Yen’in piyasalardaki miktarını arttırmış ancak ulusal parasının değerinin düşmesini sağlayamamıştır. Tersine bu önlemler kamu açıklarının daha da artmasına, ulusal gelirlerin azalmasına neden olmuştur.


     Aslında Kur savaşları Japonya’nın bu siyasal-ekonomik girişimlerinden önce de ortaya çıkmıştır.  Çin ve Hindistan’ın kurlarını düşük tutmaları kur savaşlarının süregelen örnekleridir. Uluslar arası serbest rekabete aykırı olarak Çin ve Hindistan uzun yıllar paralarını dolara karşı çok düşük tutarak ithalatlarını kısıtlarken ihracatlarını arttırmışlardır. Ülke ekonomilerinin sahip oldukları ulusal paralarının satın alma güçlerini bir mal, emtia, değerli maden veya bir teknik gelişme ile desteklemeksizin oluşturmaları girişimleri, özellikle finansal piyasalarda yapılan girişimleri “ Kur Savaşı” olarak adlandırılır.
    Bu tanımın temel niteliğine dikkat ettiğimizde, kur savaşlarında temel ekonomik hareketin Japonya örneğindeki gibi kurun değerinin düşürülmesi değil, ulusal paranın gerçek değerinin korunması ve satın alma gücünün arttırılması olduğu görülür. Ekonomilerde temel amaç olan uluslar arası rekabete dayalı olarak ulusal paranın değerinin arttırılarak ulusal paranın satın alma gücü ile daha fazla diğer ülkelerden mal ve hizmet alarak yararlanmaktır.

 Ulusal paranın değerinin düşürülerek zenginleşmenin sağlanacağı algısı yaratılmış olması da bir “ Kur Savaşı” ‘dır. Günlük hayatın algılanmasından başlayarak bireysel ve toplumsal ilişkileri tümü ile etkileyip değiştirmek, konumunu uluslar arası toplumda güçlendirmek ve mümkün olduğunca dünya piyasalarına hâkim olmak “ Kur Savaşlarının” üst noktasıdır.
     Ekonomik koşullara bağlı olarak kurlar arasında sürekli bir değer değişiminin olduğunu görürüz. Genel olarak yüksek değerli olan kurlar düşme, az değerli olan kurlar yükselme eğilimi gösterirler. Ancak Ekonomik yaşamın genelinde her ulusal para, satın alma gücünü koruma ve arttırma yönünde ekonomisini geliştirmeye çabalar. Bu başarıyı gösteren ülke ekonomileri güçlü ve yeteneklidir. Bu yeteneğe sahip olamayan ülke ekonomileri zayıf ve yeteneksizdir. Bu ülkelerin zenginliğe sahip olmaları beklenemez.

     David Ricardo’nun yazdığı gibi ülkeler arasında para değerleri hiçbir zaman aynı olamaz. Bunun nedeni: “…göreli değerlendirme, imalattaki yüksek beceri, iklimsel üstünlükler, doğanın üretkenliği ve başka birçok nedenler…” dir. Özellikle yüksek üretim teknolojilerine sahip olan ve işletmelerinde verimli üretim yöntemleri geliştirmiş olan ülkelerin ticaret üstünlükleri nedeniyle paraları değerlidir. Bu kurlar arasında ortaya çıkan doğal denge durumudur. Ancak: “Ustalıkta ve makinelerdeki gelişmelerin yanında, ticaretin olağan akışı üzerinde etkili olan, denge durumuna ve paranın göreli değerine müdahale eden başka çeşitli nedenler vardır. İhracata ve ithalata yönelik primler, mallara konan yeni vergiler bazen doğrudan, bazen dolaylı bir biçimde, takas usulüne dayalı doğal ticareti sekteye uğratır; fiyatları ticaretin doğal akışına uyumlu kılabilmek için para ihraç ya da ithal etme gereksinmesi doğurur; üstelik bu sonuçlar yalnızca takasın sekteye uğradığı ülkede değil, ticaret yapan her ülkede az ya da çok kendini gösterir.” (s.227, David Ricardo,Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri)


     Aşırı değerlenen kuru aşağıya çekerek, değeri düşen kuru yükselterek fiyatlar arasında dengeyi sağlamak için doğal olmayan girişimler olarak para ihraç etmek ve para ithal etmek gerekir. Bu çabaların aşır yönde gelişmesi de “Kur Savaşları” niteliği taşır. İngiltere’nin Avrupa ortak para birimine girmemesinin ve belki de bugün Avrupa Birliğinden çıkmasının nedeni Sterlinin değerinin düşürülerek Avrupa ortak para birimi Euro’ya endekslenmesi girişimidir. ““…George Soros bir defasında -1992’de-  başarılı bir şekilde İngiliz Sterlini’ne karşı 1 milyar $ yatırım yaparak – ki bu büyük ölçekli döviz spekülasyonu çağının da başlangıcı oldu- buna bir cevap bulmuştu. Soros ve Pound’un aşırı değerli olduğuna inanan diğer spekülatörlerin saldırılarıyla, Sterlin çökmüş ve bu Birleşik Krallığı ortak Avrupa Para Birimi Euro’nun öncüsü olan Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’nda çıkışa zorlamıştı. Birleşik Krallık bir daha asla ortak para birimine dönemedi.” Soros ve büyük para sahibi destekleyicileri Sterlini Euro dışında etkisiz kılmak için çok büyük miktarlarda Sterlini piyasalara sürmüşler, İngiltere’yi Avrupa birliğinin kurucu ülkelerinin almış olduğu kararlara uymaya zorlamışlardır.
     Doğal olmayan yollardan yararlanarak kurun değerini yükseltmenin yolu ülkelerin yabancı para ithal etmeleri çabalarıdır. Bir çeşit kur savaşına dönen bu ekonomik girişimlerin temelini yabancı sermayenin doğrudan ya da dolaylı olarak menkul değerler borsasında yatırım yapmalarını sağlayarak veya faizleri yükselterek yabancı paraların ülkeye çekilmesi ile gerçekleşir. Ancak faize ve yabancı yatırımcıların ekonomik girişimlerine bağlı bu yollar zayıf ekonomilerin başvurduğu yollardır. Özellikle faiz ve menkul değerler borsasında olan para ithalleri çok esnektir ve paranın gerçek değerlenmesinde temel olmayan geçici etkenlerdir. Bu yollarla para girişlerinin ülke ekonomilerinde, ekonomik bağımsız da dahil birçok olumsuz etkileri  görülmektedir.  

     Bir ulusal paranın satın alma gücünün gerçek olarak artması, yabancı para birimlerinin değerleri karşısında zayıf kalmaması için ulusal ekonominin yüksek üretim teknik ve yöntemleri ile güçlenmesi, mallarının dünya pazarlarında dolaşımının artması,  parasının dışsallık niteliğinin ortaya çıkması gerekmektedir.

KAYNAKÇA:
1-David Ricardo, Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul
3-http://www.dunya.com/ekonomi/euro-neden-dolari-golgede-birakamaz-haberi-35465-Financial Times / Barry Eichengreen, Marc Flandreau, Çeviri: Servet YEŞiLYURT 



İsmail İNCİ,  27/04/2017


BU YAZIMIZ BALYALILAR DERNEĞİNİN NİSAN 2017 SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR.